MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, maaşını davalı... Bankasından almakta olduğunu, maaşına ... 16. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5052 esas sayılı dosyasından haciz konulduğunu, çalıştığı kurum tarafından maaşının 1/4'ünün kesilerek icra müdürlüğü dosyasına gönderilmekte olduğunu, maaşının kalan 3/4'ünün davalı kurumdaki maaş hesabına gönderildiğini, davalı bankanın gönderilen maaşına 13/02/2016 tarihinde bloke koyarak 676,00 TL'sine el koyduğunu ve kendi zimmetine geçirdiğini, evli olduğunu, kirada oturup iki çocuğunun okula gittiğini, davalı kurumun bu tutumunun kendisini maddi olarak sarstığını, davalı bankanın 1/4'ü haczedilen maaşa ikinci bir haciz koyarak haksız ve hukuka aykırı davrandığını, karşılıklı müzakere edilmeden bu şekilde el konulmasının hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davalı banka tarafından Şubat ayı maaşından yapılan 676,00 TL kesintinin iadesine ve maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davalı bankanın davacının maaş hesabına koymuş olduğu blokenin kaldırılmasına, davacının maaş hesabından yapılan 676,00 TL kesintinin davacıya iadesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tüketici kredisi kullanılırken teminat olarak gösterilen maaş hesabından kredi taksit tutarlarının kesilmesi işlemi yönünden muarazanın giderilmesi ve bu surette tahsil edilen paranın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, her ne kadar banka kredi sözleşmesinde bankadaki mevduatın bloke edilebileceğine dair hüküm bulunsa dahi bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının bir kısmının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, davacının maaşının 1/4'ünde başka bir icra dosyası nedeni ile haciz olduğu bu haliyle davacının hayatını idame etmekte zorlanacağı, zorunlu giderlerini karşılayamayacağı gözönünde bulundurulduğunda ve İİK'nın 83/2. Maddesindeki “maaş üzerinde birden fazla haciz varsa bunlar sıraya konur ve sırada önde olan haczin kesintisi bitmedikçe sonraki haciz için kesintiye geçilemez" hükmü de nazara alındığında davacının maaşına bankaca konulan blokenin hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi ile davacının davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak sözleşmenin 9. maddesi ile banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiği açıktır. Banka bu yetkiyi davacının borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemediği takdirde kullanacaktır. Üçüncü şahısların davacıdan alacaklarından dolayı icra takibi yapıp, davacının davalı bankadan aldığı maaşına haciz koydurmalarında davalı bankaya atfı kabil bir kusur yoktur. Davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerekir. Ödememesi halinde kredi borcunun teminatı olarak bankaya sözleşmenin 9. maddesi gereğince yetki vermesinin haksız şart olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira davacı sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşdan kesilmesi için ayrıca 22.12.2009 tarihli taahütname verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. Aksinin kabulü halinde; kredi isteyen kişinin mali durumu ve maaş gelirine göre borcunun ödenebileceği güvencesiyle kredi veren bankanın alacağının imkansızlaşması, kötü niyetli bir kredi borçlusunun borcunu hiç ödememesi gibi bir sonuç doğacaktır. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı bankadan kredi alabilmek için davacının serbest iradesi ile kabul edip onayladığı söz konusu sözleşme hükmünün haksız şart olarak nitelendirilip, yanlış değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy