... vekili avukat ... İşler ile ... vekili avukat ... aralarındaki dava hakkında ... 16. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 26/02/2015 tarih ve 2014/288-2015/62 sayılı hükmün Dairemizin 16/01/2018 tarih ve 2015/19695-2018/84 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR
Davacı, dava dışı ...ın eşinin vefatı nedeniyle ... aleyhine dava açmak hususunda... ile anlaşarak ‘’hukuki yardım sözleşmesi’’ akdettiklerini ve bunun akabinde davalı ... aleyhine 12/8/2008 tarihinde ... 10.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/375 Esas sayılı dosyası ile maddi tazminat davası açtıklarını, yargılama sonunda mahkemece 60.000,00-TL maddi tazminat ve ferilerinin tahsiline karar verildiğini, mahkeme kararının ... 3.İcra Müdürlüğü'nün 2012/3736 Esas sayılı dosaysı ile icra takibine konulduğunu ve davalının kararı tehir-i icra talepli olarak temyiz etmesi üzerine takibin durduğunu, davalı ile müvekkili olan...’ın haricen anlaşarak sulh olduklarını, ancak hiçbir ücret, masaf alınmaksızın iyi niyetle ve meşakkatle yapılan onca çaba ve masrafa nazaran tarafına vekalet ücreti ödemediklerini, Avukatlık Kanununun 165.maddesi uyarınca vekalet ücreti ödemekle sorumlu olduklarını bildirerek; 40.000,00-TL vekalet ücretinin yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak üzere davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmelerin nispiliği ilkesine gereğince hukuki yardım sözleşmesinin sadece tarafları bağladığını, bu nedenle de müvekkili şirketten davacının vekalet ücreti talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, açılan davanın kısmen kabulü ile, 37.168,81 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davalı tarafından temyiz edilen hükmün, dairemizin 16/01/2018 tarih 2015/19695 Esas 2018/84 Karar sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş; davalı, bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davalın HUMK'nın 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan ve aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair karar düzeltme isteklerinin reddi gerekir.
2-Dava, davacı avukatın müvekkili... ve karşı taraf olan davalının sulh olmaları nedeniyle hak kazandığı akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin Avukatlık Kanun'unun 165. maddesi gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda takip edilen dava dosyası nedeniyle hak edilen akdi ve karşı yan vekalet ücretleri ile kararın icraya konulduğu icra dosyasında hak edilen karşı yan vekalet ücretleri hesaplanmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine kararın, Dairemizin 16/01/2018 tarih 2015/19695 Esas 2018/84 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamının 2. bendinde ''...davanın sulh ile sonuçlanması halinde, avukat müvekkilinden aralarındaki ücret sözleşmesinde kararlaştırılan miktarın tamamını isteyebileceği gibi davada sulh olunan miktara göre karşı tarafa yükletilen vekalet ücretini de isteyebilir. Aynı sorumluluk, müvekkille sulh anlaşması yapan karşı taraf için de geçerlidir. Avukatla müvekkili arasında ücret sözleşmesi bulunmaması (veya sözleşmenin geçersiz olması) halinde, müvekkilin ve müvekkille sulh anlaşması yapan hasmın, sulh olunan miktar üzerinden, gerek Avukatlık Kanununun 164/4. maddesinde düzenlenen (müvekkilin avukata ödemesi gereken) akdi vekalet ücretinden, gerekse Avukatlık Kanununun 164/son maddesinde düzenlenen (hasma tahmili gereken) vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Burada, kanundan doğan teselsül hallerinden biri söz konusu olup, Borçlar Kanununun 142. maddesinde düzenlenen "alacaklı, müteselsil borçluların cümlesinden veya birinden borcunun tamamen veya kısmen edasını istemekte muayyendir" hükmüne göre, müteselsil sorumluluğun gereği olarak, sulh sözleşmesinin taraflarının her biri borcun tamamından sorumludur. Buna göre alacaklı alacağının tamamını, her iki taraftan da talep edebileceği gibi, dilerse sadece birinden de talep edebilir. Mahkemenin kabulü de bu yönde olup, olayda Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinin uygulanması gerektiği açıktır. Davacı, akdi vekalet ücretinin, hasım taraf olan davalı şirketten tahsilini talep etmişlerdir.'' şeklindeki gerekçe ile Avukatlık Kanunu'nun 165.maddesi gereği akdi vekalet ücretinden davalının da sorumlu olduğunun kabulü gerektiği belirtilmiş ve mahkeme hükmü bu yönden uygun bulunmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.
Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 05.10.2018 tarihinde 2017/6 esas 2018/9 karar sayılı ilamla "İçtihadı birleştirmenin konusu, Avukatlık Kanununun 165. maddesinde yer alan ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk hallerinden olan sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekalet ücretinin girip girmediği hususudur.... Avukatlık bir kamu hizmeti olmakla birlikte ücret karşılığında müvekkiline hukuksal yardım hizmeti sunan avukat ile iş sahibi/müvekkili arasındaki ilişki bir özel hukuk ilişkisidir...Özel hukukta, bir borç ilişkisinden doğan alacak hakkı da nisbi hak niteliğindedir. Böyle olunca alacak hakkı ancak o borç ilişkisi nedeniyle borçlu olan kişi ya da kişilere karşı ileri sürülebilir, yargısal kararlarda ve doktrinde borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesi denilen bu ilke uyarınca sözleşmeler kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğururlar.... Akdi vekalet ücretinin iş sahibi ile hasmın müteselsil sorumluluğu kapsamında bulunduğunun kabul edilmesi hukuk güvenliği ilkesini zedeleyecektir. Ayrıca vekalet ücreti avukatın yaptığı hukuki yardımın karşılığı olan bir meblağ veya değeri ifade ettiği halde avukattan hiçbir hukuki yardım almayan hasmın, karşı yanın yaptığı sözleşmeden doğan vekalet ücreti nedeniyle onun avukatı lehine müteselsilen sorumlu tutulması, avukatlık ücretinin mahiyet ve amacına da uygun değildir. Tarafların aralarındaki dava ve uyuşmazlığı sulh ile sonuçlandırmaları herşeyden önce dava açılmakla bozulan toplumsal barış ve huzurun yeniden tesis edilmesini sağladığı gibi tarafların bir an önce hak ve alacaklarına kavuşmasını da temin etmektedir. Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 140/2. maddesinde hakimin tarafları sulhe davet edeceği düzenlenerek sulh teşvik edilmiştir. Böyle olunca, usul hukuku bakımından bu kadar önemli bir müessesenin önüne sözleşmenin tarafı olmayan kişinin akdi vekalet ücretinden sorumlu tutulması şeklindeki bir engelin konulması da doğru olmayacaktır....Hal böyle olunca, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen "ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk" hallerinden olan "sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde" karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken "akdi vekalet ücretinin" dahil olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır" şeklinde karar verilmiştir. Somut olaya ilişkin dairemiz bozma ilamından sonra çıkan bu içtihadı birleştirme kararına göre, davalının, davacının hak ettiği akdi vekalet ücretlerinden sorumlu olmayacağının kabulü gerekir. Bu durum, karar düzeltme talebi üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır. O halde Dairemiz bozma ilamının 2. bendinin bozma ilamından çıkartılmasına, çıkartılan kısım yerine İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yukarıda anlatımı yapılan hususların yazılmasına ve hükmün bu gerekçeyle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davalının sair karar düzeltme taleplerinin reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle davalının karar düzeltme taleplerinin kabulü ile Dairemizin 16/01/2018 tarih 2015/19695 Esas 2018/84 Karar sayılı bozma kararının 2.bendinde belirtilen hususların hükümden çıkarılmasına ve yukarıda açıklanan gerekçeyle kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, 04/05/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy