MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile arasında daha önce yapılan sözleşmeden sonra söz konusu sözleşmeden kaynaklanan hak ve borçların yeniden tasfiye edilerek tarafların hak ve yükümlülüklerinin tespit edildiği 10/02/2006 tarihli "borç tasfiye protokolü" imzalandığını, protokol ile tarafların yükümlülüklerinin yeniden kararlaştırıldığını, sözleşmeye göre mülkiyeti davalıya ait taşınmazın imar tadilatları konusunda danışmanlık yapmak bu konuda davalının talep edeceği işlemleri takip etmek konularında anlaştıklarını, bu hizmetler karşılığında ise davacıya 1.500.000,00 USD ödeneceğinin kabul edildiğini, davalıya ait taşınmazın imar tadilatının yapıldığını, davacının sözleşmedeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 USD( 155.100,00TL)'nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı, davalı ile yapılan şifahi anlaşma üzerine davalıya ait taşınmazın imar tadilatlarının yapılması hususunda verdiği danışmanlık hizmeti nedeniyle davalının ödeme yapmadığını ileri sürerek alacağın tahsili istemiyle eldeki davayı açmıştır. Davalı yazılı bir sözleşmenin olmadığını, sözlü sözleşmede kararlaştırılan işlerin yapılmadığını, taşınmazın plan tadili için davacının bir girişiminin bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu hükme dayanak yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, 6100 sayılı HMK.nın 190.maddesine göre, ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Somut olayda davacı, davalıya ait taşınmazın imar tadilatlarının yapılması husunda danışmanlık hizmeti verdiğini iddia ettiğine göre bu iddiasını ispatlamak zorundadır. Dosyanın incelenmesinde taraflar arasında danışmanlık hizmetine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı 10.2.2006 tarihli tasfiye protokolü gereğince de yükümlülükleri yerine getirmedği böylece, davacının, davalıya imar tadilatı konusunda danışmanlık hizmeti verdiği hususunu yazılı bir belge ile ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, değinilen bu husus dikkate alınarak davanın tümden reddi gerekirken, davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 8,20 TL. kalan harcın davacıdan alınmasına, peşin alınan 342,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 14/11/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy