MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, yabancı uyruklu olup Türkiye'de bir araç almak istediğini, ancak taşınır alım satımı ile ilgili prosedürü bilmemesi nedeniyle bu konuda davalı ile Kasım 2005 tarihinde Türkiye’de araç satın almak için anlaşma yaptıklarını, bu doğrultuda aracın bedelinin bizzat tarafınca ödendiğini, dava konusu aracın yetkili bayiden satın alındığını, ruhsat kaydının davalı adına yapıldığını, ancak aracı teslim almak istediğinde davalının aracın teslimini (devrini) gerçekleştirmediğini belirterek; araç için ödemiş olduğu 16.076,32 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı, yabancı uyruklu olmasından dolayı satın aldığı aracın davalı adına tescil edildiğini, bu hususta taraflar arasında sözleşme aktedildiğini, ancak iade istemine rağmen davalı tarafça aracın devrinin yapılmadığını belirterek, araç için ödemiş olduğu bedelin iadesi için eldeki davayı açmış, mahkemece, davacının, yazılı delil ya da davanın tamamen ispatına kafi olmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek taraflar elinden çıkmış bir belgeyi dosyaya ibraz edemediği, davacı tarafça banka dekontlarına dayanılmış olsa da; anılan banka havale dekontlarında yapılan havalenin araç alımı nedeniyle gönderildiğine dair bir kayıt olmadığından bu banka havale dekontlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak olmadığı belirtilerek, inançlı işlemin yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı ile kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, inanç sözleşmesinden (inançlı işlemden) kaynaklanmaktadır.
İnançlı sözleşmeler; inananın (itimat edenin) bir hakkını belirli bir süre veya amaçla inanılana (mutemede) geçirmeyi, inanılanın da inananın emir ve talimatlarına göre kullanıp, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hakkı tekrar inanana devretmeyi yüklediği sözleşmeler olarak tanımlanabilir. Bu sözleşme, taraflarının hak ve borçlarını kapsayan bağımsız bir akit olup, alacak ve mülkiyetin naklinin hukuki sebebini teşkil eder.
İnanç sözleşmeleri kaynağını olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 18. maddesi ile 05/02/1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'ndan alır. Sözü edilen bu karar uyarınca inanç ilişkisi ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Kısaca, inanç ilişkisinin varlığını kabul edebilmek için yazılı bir sözleşmenin ya da açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek, karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belgenin varlığı aranır. Yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge varsa HMK'nun 202. maddesi (HUMK'nun 292. maddesi) uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04/07/2010, 2010/14-394 E, 2010/395 K.)
Yukarıda belirtildiği üzere; davacı inanç ilişkisini ancak yazılı delil ya da yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabilir. Her ne kadar mahkemece, davacı tarafça dayanılan banka havale dekontlarından, yapılan havalenin araç alımı nedeniyle gönderildiğine dair bir kayıt olmadığından bu banka havale dekontlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabulüne olanak olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş olsa da, davacı tarafın sunduğu banka dokümanlarından ...” yazısının hemen altında 10.11.2005 tarihinde “.......” açıklamalı bir kısım havaleler yapıldığı ve yine dava konusu aracın alımına dair... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş tarafından 014000 Sıra Nolu, 16.076,32 TL bedelli, 11.11.2005 tarihli faturanın düzenlendiği görülmüştür.
Davacı tarafından yapılan 10.11.2005 tarihli havale işlemi ile dava konusu aracın alındığı bayinin kestiği 11.11.2005 tarihli fatura tarihleri göz önüne alındığında; mahkemece, Tofaş-Fiat yetkili bayii olan... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş’ye dava konusu araca ilişkin ödemelerin kimin tarafından, hangi hesaptan ve hangi tarihte yapıldığı sorularak, davacıya ait İngilizce banka döküman metinlerinin de usulüne uygun olarak tercüme ettirilip, gerekirse bilirkişi raporu alınarak banka kayıtları incelenmek suretiyle... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş adına ödeme yapılıp yapılmadığı araştırılıp, bu araştırmanın sonucuna göre dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 24/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.