MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalının 2009 yılında kendisine vekalet verdiğini, davalı adına borçlusuna karşı icra takibi yaptığını, görevini özenle yerine getirmekte iken 2010 yılında davalı tarafından haksız şekilde azledildiğini, vekalet ücretinin tahsili amacıyla daha önce açmış olduğu alacak davasının lehine sonuçlandığını, ancak henüz kesinleşmediğini, bakiye alacağı için tekrardan dava açmak durumunda kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 7.500,00 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesiyle talebini 34.000,00 TL olarak arttırmıştır.
Davalı, derdestlik veya kesin hüküm nedeniyle davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın ıslah edilen tutar üzerinden kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, vekalet ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davacı, haksız olarak azledildiğinden bahisle vekalet ücreti talep etmiş, davalı ise aynı konuda daha önce açılmış olan davanın hali hazırda derdest olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 06.09.2010 tarihinde verdiği dava dilekçesiyle, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak haksız olarak azledildiğinden bahisle 7.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi vermemiştir. Mahkemece 17.04.2012 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Gerekçeli karar taraflara tebliğ edilmeden bu sefer aynı konuda yine fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 7.500,00 TL taleple bakiye alacağı için eldeki davayı açmıştır. Eldeki davanın açıldığı tarih olan 16.05.2012 tarihinde diğer dosyada verilen karar henüz taraflara tebliğ edilmemiş ve bu nedenle karar henüz kesinleşmemiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-ı bendiyle "aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" ve aynı maddenin (i) bendiyle "aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması" dava şartı olarak kabul edilmiştir. Aynı yasanın 115/1 ve2. maddelerine göre "1-Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflarda dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. 2-Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." Bu açıklamalar doğrultusunda, davalı tarafın dava şartı noksanlığı yönündeki özellikle derdestlik ve kesin hüküm yönünden savunmaları değerlendirilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/12/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.