MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 2005 yılında Kurumda bulunan asansörde meydana gelen kaza neticesinde, vefat eden şahsın mirasçıları tarafından Kurum aleyhine ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/285 E. 2009/72 K. sayılı dosyası ile tazminat davası açıldığını, davanın kısmen kabulle sonuçlandığını, ilgili kararın icraya konulduğunu ve icra dosyasına 123.753,00 TL ödeme yapıldığını, ödemeye dayanak mahkeme dosyasında alınan bilirkişi raporunda; davalılara bir kusur verilmediğini, kararın kesinleştiğini, bu nedenle ölenin mirasçılarına yapılan ödemeler için davalılara herhangi bir rücu işleminin yapılmadığını, ... 5. Asliye Ceza Mahkemesi dosyası ile yapılan yargılamada ... firması yetkililerinin asli kusurlu bulunduğunu, işveren ..., çalışanları ... ve ...'ın ceza aldığını, kararın kesinleştiğini, rücu taleplerine dayanak olan kararın 04/05/2010 tarihinde kesinleştiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla olayda kusurlu olduğu ceza mahkemesi kararıyla sabit olan davalılardan 73.200,00 TL'nin icra dosyasında yapılan ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte çalışanlar yönünden kusur oranlarıyla sorumlu olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, dava haksız fiile dayalı tazminat davası olarak değerlendirilip, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 02/07/2013 tarih, 2013/9176 esas 2013/18161 karar sayılı ilamı ile asansör bakım sözleşmesi nedeniyle 10 yıllık zamanaşımı söz konusu olduğundan bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne, 12.375,30 TL'nin 4.950,12 TL'sinin davalı ..., 3.712,59 TL'sinin davalı ... ve 3.712,59 TL'sinin davalı ...'dan bilirkişi raporunda gösterilen ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Davalılar ... ve ... yönünden yapılan incelemede;dava asansör bakım sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat davası olup davalılar olay tarihinde diğer davalı ...’ın asansör firmasında çalışmaktadır. 06/11/2003 tarihli asansör bakım sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmenin davacı Kurum ile ... asansörleri ... tarafından imzalandığı, davalıların sözleşmenin tarafı olmayıp diğer davalının çalışanı olduğu anlaşıldığına göre davanın bu davalılar yönünden husumetten reddi gerekirken, yazılı şekilde verilen karar isabetsiz olup, bozmayı gerektirir.
2-Davalı ... yönünden yapılan incelemede ise; davalının davacı Kurum ile imzalanan 06/11/2003 tarihli asansör bakım sözleşmesinin tarafı olan şahıs şirketinin sahibi olduğu, taraflar arasında 1 yıllık asansör bakım sözleşmesinin yapıldığı, davacı Kurumun asansöründe 2005 yılında ölümlü kaza meydana geldiği, olay tarihinden 12 gün önce asansörün aylık bakımlarının davalı şahıs şirketi çalışanlarınca yapıldığı, açılan tazminat davasının konusunu oluşturan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/285 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporuna göre davalıya herhangi bir kusur verilmediği,rapora göre olayda asansörü özel anahtarla açıp sonrasında tam kapatmayan kimliği belirsiz şahsa %50, davacı Kuruma %20 ve ölen şahsa da %30 oranında kusur verildiği, mahkemece davacı Kurumun %70 oranında (%20 doğrudan , %50 adam çalıştıranın sorumluluğu nedeniyle) sorumluluğu olduğu kabul edilerek tazminat belirlendiği ve kararın temyiz incelemesi sonucunda kesinleştiği, ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/37 esas sayılı dosyasında davalılar ile birlikte Rasim Tosbat isimli Kurum çalışanına karşı taksirle ölüme neden olma suçundan dava açıldığı, mahkeme gerekçesinde iş bu dosyanın davalıları olan sanıkların asansörün bakımından sorumlu ... isimli firmanın yetkilileri olduğu, asansörün bakımının yapılmasından 12 gün sonra kazanın meydana geldiği, diğer sanık Rasim Tosbat’ın ise asansörün bakımından sorumlu Kurum yetkilisi olduğu, tedbirsiz ve dikkatsiz davrandığı gerekçesi ile tüm sanıklar hakkında ceza verildiği ve kararın temyiz sonucu kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı ceza mahkemesinin kesinleşmiş ilamına dayanarak eldeki rücuen tazminat davasını açmıştır. Mahkemece ... Teknik Üniversitesi makine fakültesi öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 20/06/2014 tarihli raporda; asansörü özel anahtarla açıp sonrasında tam kapatmayan Kurum çalışanı olan kimliği belirsiz şahsa %50, davacı kuruma %20 ve ölen şahsa da %30 oranında kusur verilmiş, davalılara herhangi bir kusur verilmemiştir. Rapora itiraz üzerine üç kişilik farklı makine mühendislerinden oluşan 18/03/2015 tarihli heyet bilirkişi raporunda yine aynı görüş bildirilmiştir. Bu rapora da yapılan itiraz üzerine mahkemece iki iş güvenliği uzmanı ve bir hukukçudan oluşan yeni bir heyetten kesinleşmiş ceza mahkemesinin ilamı da değerlendirilerek rapor hazırlanması istenilmiş; alınan 21/01/2015 tarihli heyet raporu ile asansör bakım firmasının kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı gereğince %10 sorumluluğunun bulunduğu belirtilerek davalıların ayrı ayrı sorumlu olduğu oran belirlenmiş, hesap bilirkişisinden alınan 17.06.2015 tarihli rapor ile de ayrı ayrı yapılan hesaplama sonucunda belirlenen miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenen “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü uyarınca hukuk hakiminin ceza hukuku kuralları ile bağlı olmadığı, ceza mahkemesi kararları karşısında hukuk hakiminin bağımsızlığı düzenlenmiş bulunmaktadır. Hukuk hakimi, ceza kararlarını ve orada yer alan değerlendirmeleri serbestçe gözönünde tutarak ondan yararlanabilir. Hukuk hakiminin bağımsızlık ilkesi, ceza hukukuyla medeni hukukun amaçlarının, haksız fiile suçun unsurlarının kabul ve oluşumunun, her iki hukuk dalında yargılama usulü ile delillerin takdirinin farklı olmasına dayanmaktadır. Haksız fiil unsurlarının her iki hukuk dalında ifade ettikleri anlam birbirinden farklıdır. Hukuk hakimi, ceza kararları karşısında kusurun varlığı ve derecesi, zarar miktarının tayini yönünden bağımsızdır. Maddi fiilin tespitinde hukuk hakimi dilerse, kendi açısından yeni bir tespit ve araştırma yapabilir. Somut olayda; tazminat davasının konusunu oluşturan ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/285 esas sayılı kesinleşmiş ilamı ile davalı için herhangi bir kusurluluk oranı belirlenmediği, yargılama aşamasında ... Teknik Üniversitesinden konusunda uzman bilirkişi heyetinden alınan rapor ile sonrasında alınan heyet raporuna göre davalı şahıs şirketinin olayda kusurlu olduğu ve illiyet bağı olduğunun tespit edilemediği, asansörün olaydan 12 gün önce aylık tüm bakımlarının yapıldığı, olay günü davalı şirketin yetkili ve çalışanlarının Kurumda olmadığı ve asansörde herhangi bir arızanın da bulunmadığının tespit edilmesine rağmen mahkemece kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile birlikte değerlendirme yapılması istenilerek alınan son bilirkişi heyeti raporuna itibar edilerek verilen karar ile Türk Borçlar Kanunu'nun 74/2 maddesinde düzenlenen hüküm gözardı edildiğinden verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 211,35 TL. harcın istek halinde davalılara iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu davalılar yönünden kapalı, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu davacı yönünden açık olmak üzere, 18/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.