MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı ...Ş. avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalılardan satın aldığı biçerdöverin, 88 saatlik çalışmadan sonra arızalandığını, aracın gizli ayıplı olup onarım hakkından da sonuç alınamadığını ileri sürerek, biçerdöverin misli ile değişimine olmadığı takdirde ödediği 292.100,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini ayrıca hasat döneminde aracı kullanamaması nedeni ile uğradığı kar kaybı için de ıslah ile belirlediği 48.195,00 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne, dava konusu satış bedeli olan 292.100,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile 48.195,00 TL gelir kaybına ilişkin tazminat bedelinin ise 1.000,00 TL sinin dava tarihinden, 47.195,00 TL sinin talep artırım 05/12/2014 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde, zarar veren, zarar görenin malvarlığında oluşan eksilmeyi gidermek durumundadır. O halde, kişinin malvarlığında veya manevi varlığında ortaya çıkan eksilme olarak tanımlanan “zarar”ın oluşması, ona neden olanın tazminat yükümlülüğünü doğurur. Zararın ispatı esasen davacıya düşmekte ise de, hakim gerçek zararın miktarının ispat edilip edilemediğini gözeterek, ispat edilememişse bu zararı kendisi yasada belirtilen koşullarla tespit edecek; ardından da bu zararın giderilebilmesi için tazminat miktarını yine kanunda aranan usul ve esaslar çerçevesinde belirleyecektir. Açıktır ki, hükmedilecek tazminat, hiçbir şekilde zarar miktarından fazla olamaz. Zarar miktarı tazminatın azami sınırını teşkil eder...., Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, Birinci Cilt, 1990 bası, s.549). Bir başka ifadeyle, tazminat miktarı hiçbir zaman gerçek zararı aşmamalıdır. Kısaca, tazminat miktarının belirlenmesinde, zarar görenin gerçek zararının esas alınması zorunlu olup; burada ilke, zarar doğurucu eylem, zarar görenin malvarlığında gerçekten ne miktarda bir azalmaya neden olmuş ise, zarar verenin tazminat borcu da, o miktarda olmalıdır.
Somut olayda davacı 28.05.2011 tarihinde davalıdan satın aldığı biçerdöverin 88 saatlik çalışma sonunda arızalandığını, arızayı davalıya bildirdiğini davalının 02.12.2011 tarihli yazı ile arızanın değişiminin sağlanacağının bildirildiği, hasat zamanı olması ve önceden alınan işlerin tamamlanması gerektiği için 02.12.2011 tarihinde davalıya teslim ettiğini, 06.03.2012 tarihinde biçerdöveri teslim aldığını, ancak arızanın devam ettiğini ileri sürerek, yeni hasat dönemi için oluşacak zararın tazmini ve biçerdöverin misli ile değişimine olmadığı takdirde ödediği 292.100,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, zararın tazminine yönelik alınan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş ise de, bilirkişi raporu zararın belirlenmesinde 2011 yılı verilerini alarak değerlendirme yapmış olup esasen davacının 2011 yılı hasat dönemini tamamladığı kendi beyanı ile sabit olup devam eden yıllara ilişkin doğacak zararını istemiştir. Hükme esas alınan rapor bu haliyle yeterli değildir. Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrulusunda davacının gerçek zararının tam ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek bir açıklıkta saptanabilmesi için, davacının 2012 ve devam eden yıllarda biçerdöveri onarılmış haliyle kullanıp kullanmadığı tespit edilerek tarafların iddia ve savunmaları ile ibraz ettikleri deliller dikkate alınarak, zararın niteliği, kapsamı ve miktarının, belirlenmesine yönelik; dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme nedeniyle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, 2. bentte açıklanan nedenle davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 5.865,79 TL. harcın temyiz eden Enka Pazarlama İhracat İthalat A.Ş.'ye iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.