MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bina içerisinde muhafaza olunan eşya hakkında hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5237 sayılı TCK’nun 53. maddesine ilişkin uygulamada herhangi bir yanlışlık bulunmadığının anlaşılması karşısında; tebliğnamedeki bozma isteyen düşünce benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanıkların olay sonrası çaldıkları malzemelerin önemli bir kısmını, sattıkları kişileri göstermek suretiyle iadesini sağlamaları karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 168/4. maddesi gereğince mağdura kısmi iadeye rızası olup olamadığı, çalıntı eşyaları satın alanlardan da zararlarının giderilip giderilmediğinin sorularak sonucuna göre etkin pişmanlığın uygulanmasının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanıkların, 25.11.2005-27.11.2005 tarihleri arasında farklı günlerde birden fazla kez hırsızlık suçunu işledikleri anlaşıldığına göre, 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi ile uygulama yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, sanık hakkında aleyhe temyiz bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 15/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy