(5237 S. K. m. 7, 53, 116, 142, 151, 168) (5271 S. K. m. 326) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Karar: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suçun sanık E. S. tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; hırsızlık suçunun yanında işyeri dokunulmazlığını bozma ve yakınma bulunduğu için
1-) Müştekinin işyerinden F.A.'e ait aracın çalınması ve bu eylemle ilgili ayrıca işlem yapıldığının anlaşılması karşısında, anılan eylem sebebiyle sanıklar hakkında açılmış dava bulunup bulunmadığı araştırılarak, açılmış ise olanağı varsa birleştirilmesi, birleştirilemiyorsa getirtilip incelenerek sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması,
2-) Eylemin sağlam ve muhkem engellerin aşılarak işlenip işlenmediği keşfen belirlenip ve hırsızlanan eşyaların değeri de tespit edilerek 5252 sayılı Kanunun 9/3 maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerini olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağının ve denetime olanak verecek şekilde karar yerinde gösterilmesi gerektiğinin düşülmemesi,
3-) Müştekinin müracaatı olmadan sanık E. S.'ın şüphe üzerine polislerce yakalandığında, yakalama tutanağında belirtilen suça konu eşyaları çaldıkları yeri söyleyerek malların geri verilmesini sağladığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK.'nın 168 inci maddesindeki kısmi iade hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
4-) Kabule göre de;
a-) Eylemin, 142/1-b, maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunun yanında aynı Kanunun 116/2 maddesinde düzenlenen işyeri dokunulmazlığını bozma ve yakınma bulunduğu için 151/1 inci maddesine uyan mala zarar verme suçlarını da oluşturduğunun gözetilmemesi,
b-) 5237 sayılı TCK.'nun 53/1 inci maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin 3. fıkrasına aykırı davranılması,
c-) Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, 5271 sayılı CMK.'nun 326/2 nci maddesine aykırı olarak müteselsilen alınmasına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, S. ve F. yönünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan sebeple istem gibi BOZULMASINA, sanıkların ceza süresi yönünden kazanılmış haklarının korunmasına, 15.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy