(5237 S. K. m. 53, 116, 141, 142, 143, 151) (765 S. K. m. 493) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü.
5237 Sayılı Kanun uyarınca duruşma açılarak veya açılmadan dosya üzerinden verilen bütün uyarlama kararlarına yönelik yasa yolunun temyiz yasa yolu olduğu ve yapılan itirazları inceleme yetkisinin de Yargıtay'ın ilgili Ceza Dairesine ait olduğu gözetilmeden, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşen Polatlı Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2000/392 E., 2000/951 K. sayılı ilamının infazı sırasında Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığının 1.6.2005 tarihli yazılarıyla uyarlama talep edildiği, mahkemece dosya üzerinden 2.6.2005 tarihli ek kararla uyarlama yapılarak yeniden hüküm kurulduğu, ek kararın hüküm fıkrasının son kısmında, kanun yolu süresinin başlangıcı belirtilmeden ve yargı yolu olarak itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, hükümlünün 10.6.2005 tarihinde kendisine tebliğ edilen ek karara karşı, yasal sürede yapmış olduğu 13.06.2005 tarihli itirazın temyiz talebi olarak kabulüyle, itiraz üzerine verilen Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2005/586 D.İş sayılı ve 31.10.2005 tarihli kararı ve sonrasında mahkemelerince verilen kararlar yok hükmünde sayılarak ve hükümlü hakkında Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 19.1.1996 tarihinde kesinleşen kararıyla hırsızlık suçundan verilen erteli para cezası mahkumiyeti bulunması nedeniyle, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 Sayılı Yasanı 562 nci maddesiyle değişik 5271 Sayılı C.M.K.nın 231 inci maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı anlaşılarak yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 Sayılı T.C.K.nun 141 ve 142 nci maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nun 493/1ve 493/2 maddelerindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, müştekilerden D. A.'a yönelik eylemin 5237 Sayılı Kanunun 142/1-b, 143 maddelerindeki gece vakti hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanunun 116/2-4 maddesindeki işyeri dokunulmazlığını bozma ve 151/1 inci maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, suç tarihine göre mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarının uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşma işlemi yapılarak sonucuna göre, 5237 Sayılı T.C.K.nun 7/2 ve 5252 Sayılı Kanunun 9/3 maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaylara uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağından, temel cezanın alt ve üst sınırlar gözetilerek ne şekilde saptanacağının belirlenmesi ve 765 Sayılı Yasada bu tür eylemlerde ağırlaştırıcı sebep olmayan gece kavramının 5237 Sayılı Kanunun 143 üncü maddesine göre cezayı artırıcı sebep olmasının ve artırım oranının tespitiyle bireyselleştirmenin yapılması amacına yönelik takdir hakkının kullanılması, önceki yasaya göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmasının zorunlu bulunduğu gözetilmeden, dosya üzerinden ve yasal yeterli gerekçe gösterilmeden her bir suçtan üst hadden ceza tayiniyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Gerekçeli karar başlığında hükümlünün baba adının Sebattin yerine Sebahattin olarak yazılması ve karar tarihinin 02.06.2005 yerine 1.6.2005 olarak hatalı yazılması,
Kabul ve uygulamaya göre,
3- Asıl kararın hükümlü tarafından temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 2001/61 E, 2001/284 K. ve 23.1.2001 tarihli bir kısım müştekiler yönünden onama ve bir kısım müştekiler yönünden ise bozma ilamıyla mahkemenin 01.06.2001 tarihli yazılarına göre, müştekilerden M. Ö. ve Ö. E.'ye karşı işlenen suçlar sebebiyle açılan kamu davalarının 4616 Sayılı Kanunun ¼ maddesi gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği gözetilmeden, bu müştekilere yönelik eylemler sebebiyle ek kararla hükümlü hakkında yeniden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
4- 5237 Sayılı T.C.K.nın lehe olduğunun kabulüyle yapılan uygulamada özgürlüğü bağlayıcı cezayla hükümlülüğüne karar verilen hükümlü hakkında T.C.K.nın 53 üncü maddesinin uygulanmaması,
5- 5237 Sayılı T.C.K.nun 141 ve 142 nci maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 Sayılı T.C.K.nun 493/1 maddesindeki suçun öğelerinin farklı olduğu, müştekilerden D. A.'a yönelik eylemin 5237 Sayılı Kanunun 142/1-b, 143 maddelerindeki gece vakti hırsızlık suçunun yanı sıra aynı Kanunun 116/2-4 maddesindeki işyeri dokunulmazlığını bozma ve yakınma bulunduğu için 151/1 inci maddesindeki mala zarar verme suçlarını da oluşturduğu, suç tarihine göre mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçlarının uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşma imkanı sağlandıktan sonra, hükümlünün eylemine uyan 765 Sayılı T.C.K.nın 493/1-son, 522. maddeleriyle, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı T.C.K.nın aynı suça uyan 142/1-b, 143, 53; 116/2-4 ve 151/1 maddelerinde öngörülen özgürlüğü bağlayıcı cezanın türü, alt ve üst sınırları bakımından anılan Kanunun 7/2, 5252 Sayılı Kanunun 9/3 üncü maddeleri ışığında uygulama yapılıp sonucuna göre lehe olan Kanunun belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü Ü. K.'nin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan sebeplerle isteme uygun olarak bozulmasına, maddi ceza hukukuna dair infaz aşamasındaki lehe uygulamaların kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 16.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy