(5237 S. K. m. 141, 168)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın kendisine müdafii atandığından haberdar olmadığının anlaşılması karşısında 12.08.2009 havale tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın daha önce birlikte kalmış olduğu müştekilere ait ikamete girerek, ayrı ayrı müştekilere ait olduğunu bildiği eşyaları çaldığının anlaşılması karşısında, iki kere hırsızlık suçundan cezalandırılması gerekirken eksik cezaya hükmedilmesi,
2- Sanık ile müştekilerin ortak arkadaşları olan tanık (M.) aracılığıyla müşteki (H.)'a ait cep telefonunu iddianame düzenlenmeden iadesini sağladığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 168/1 maddesinin uygulanması gerektiğinin dikkate alınması,
3- Sanık ile müştekilerin ortak arkadaşları olan tanık (M.) aracılığıyla müşteki (M*)'e ait cep telefonunun iadesini sağladığı, sanığın kolluk görevlilerine de müşteki (M*)'e ait cüzdanı da attığı yeri göstererek 15,00 TL eksik olarak kısmi iadeyi gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, müşteki (M*)'in kısmi iadeye dair rızası alındıktan sonra TCK'nın 168/1 maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının dikkate alınmaması, Bozmayı gerektirmiş, sanık (S.B.)'nın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, 16.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy