(5237 S. K. m. 7, 53, 116, 119, 142, 143, 152) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 493, 522) (5271 S. K. m.253, 254)
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 s. Kanunun 9/3 üncü maddesi uyarınca hükümlü yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak ortaya çıkacak sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilip, anılan Kanunun 141 ve 142 nci maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı TCK'nın 493/1-son, 522 (pek hafif) maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu; hükümlü N. A.'ın, arkadaşları H. Ö. ve V. T. la birlikte, 27.01.1997 günü gece vakti saat 23:00 sıralarında İ. G. İlköğretim Okuluna girip, müdür yardımcısı odasıyla öğretmenler odası ve kantinin sağlam ve muhkem kapılarını kırarak, içeriden hırsızlık yapması şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 142/1-a, 143/1, 53 üncü maddelerine uyan hırsızlığın yanı sıra, aynı Kanunun 116/2-4, 119/1-c, 53, 152/1-a, 53 üncü maddelerine uyan işyeri dokunulmazlığını bozma ve kamu malına zarar verme suçlarını da oluşturduğu, işyeri dokunulmazlığını bozma suçu yönünden CMK'nın 253 ve 254 üncü maddelerinde öngörülen uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı değerlendirilip sonucuna göre, 765 sayılı TCK ile 5237 sayılı TCK'nın ilgili maddeleri uyarınca denetime olanak verecek şekilde ayrı ayrı uygulamalar yapılıp, cezalar belirlenip, sonuç cezaların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilerek bireyselleştirme amacına yönelik takdir hakkının kullanılması ve önceki kanuna göre suçların yasal öğelerinde yapılan değişikliklerin tartışılması için duruşma açılmak suretiyle lehe olan Kanunun belirlenmesi zorunluluğu,
Kabule göre de;
2- Hükümlü hakkında mahkumiyetin doğal sonucu olarak 5237 sayılı TCK'nın 53 üncü maddesinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlü N. A.'ın temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 01.04.1998 tarihli ilk hükümdeki ceza süresini aşmamak koşuluyla infaz aşamasında verilen uyarlama kararlarının kazanılmış hak oluşturmayacağının gözetilmesine, 19.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy