(5237 S. K. m. 53, 58, 148, 267)
Dava ve Karar: Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I- Sanık hakkında iftira suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan 5271 sayılı CMK'nun 231/6 ncı maddesinin (a) bendinde yazılı kasıtlı bir suçtan mahkum olmama koşulunun bulunmaması nedeniyle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında şartları oluştuğu halde 5237 sayılı TCK'nın 58 inci maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiş,
Ancak;
5237 sayılı TCK'nın 53 üncü maddesi ve hak yoksunluğuna ne zamana kadar hükmedildiği açıkça belirtilmeden karar verilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık Ş. A.'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322 nci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 53/1 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin çıkarılarak, yerine 53/1 inci maddesinde belirtilen ve 53/3 üncü maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3 üncü maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına cümlelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün düzeltilerek ONANMASINA,
II- Sanık hakkında yalan beyanda bulunma ve hırsızlık suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde;
A- Sanığın ifadesi alınırken kollukta, Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadede, Sulh Ceza Mahkemesindeki sorgusunda kendi kimlik bilgileri yerine abisinin ismini vermesi şeklinde gerçekleşen olayda eyleminden dolayı, TCK'nın fikri içtimayı düzenlenen 44 üncü maddesi gereğince, en ağır cezayı gerektiren iftira suçundan hüküm kurulmasıyla yetinilmesi gerekirken, ayrıca yalan beyanda bulunma suçundan da hükümlülük kararı verilmesi,
B- Sanığın müştekiler O. T. ve H. P.'a ait eşyaların bulunduğu park halindeki araçtan müştekilere ait eşyaları çalıp, müştekiler S. K., İ. T., E. İ.'e ait eşyaların bulunduğu park halindeki araca girerek müştekilere ait telefonları aldığı sırada müştekiler S. ve İ.'in soruşturmadaki beyanlarına göre müştekilerin araç içerisinde sanığı görmeleri üzerine sanığın kapıyı açıp cebinden çıkardığı makası müştekiler İ. ve S.'a gösterip beni bırakın gideyim yoksa sizi makasla vururum diyerek müştekileri tehdit edip, çaldığı malları bırakmadan gittiği sırada müştekiler S., İ., E.'e ait telefonu yere düşürdüğü, kovalamaca sonucu yakalanan sanığın üst aramasında müşteki O.'a ait telefonun ele geçtiği, bu olayda sanığın eylemleri yağma suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin kanıtları takdir ve tartışma görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden görevsizlik kararı yerine duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
C- Kabule göre de;
1- 5237 sayılı TCK'nın 53 üncü maddesi ve hak yoksunluğuna ne zamana kadar hükmedildiği açıkça belirtilmeden karar verilmiş olması,
2- Şartları oluştuğu halde 5237 sayılı TCK'nın 58 inci maddesinin uygulanmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık Ş. A.'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasanın 8/1 inci maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın ceza süresi yönünden kazanılmış hakkının korunmasına, 03.04.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy