(818 S. K. m. 49)
1 - Davacı, yanlar arasında kira sözleşmesi yapıldığını, noter olarak yeri kiraladığını, davalının su borusunu kesip suyun kiralanana gelmesini engellediğini, bunda direndiğini, bu yüzden sağlığının bozulduğunu, davalının kendisini küçük düşürdüğünü, kusursuz bir çalışma ortamına itildiğini ileri sürerek, 50.000 lira manevi tazminatın ödetilmesi için istemde bulunmuştur. Davalı, savın doğru olmadığını, su ve elektrik giderini ödememesi nedeniyle suyun kesildiğini savunmuş ve davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, istem doğrultusunda, 20.000 lira manevi tazminatın ödettirilmesine karar verilmiş, davalı hükmü temyiz etmiştir.
2 - Dosya içeriğine, sav ve savunmaya göre, yanlar arasında kira sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, kiracının suyunu davalının kestiği saptanmıştır. Davacı, davalının kira sözleşmeye aykırı davranmasından kaynaklanan manevi tazminat için istemde bulunmuştur. BK. m. 98/II'ye göre, haksız fiilden mütevellit mesuliyete müteallik hükümler kıyasen akde muhalif hareketlere de tatbik olunur. Böylece, sözleşmeye aykırı davranılması sonunda, BK. m. 49 anlamında kusurun ve zararın özel ağırlığı gerçekleşmiş olursa, manevi giderim istemine olanak sağlanmıştır. Öyleyse, somut olayda, yukarıda az önce anılan yasa hükmünde yer alan koşulların bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır. Şöyle ki; BK. m. 49/I uyarınca, manevi giderimin istenebilmesi, kişisel varlığa, kişilik haklarına ağır bir saldırı olmasına ve kusurun da ağır bulunmasına bağlıdır. Oysa, dosyadaki yazılarla belgelere, yapılan soruşturmaya, toplanan kanıtlara göre, davalının, kiralananın suyunu kesip bunda direndiği anlaşılmaktadır. Davacının küçük düşürmek savı ise kanıtlanmış değildir. Yerel mahkeme kararında da, yalnızca suyun kesilmesi, gereksinimlerinin giderilmemesi olgusu gerçek kabul edilmiştir. şu durum karşısında, somut olayda, davacının kişisel varlığının, kişilik haklarının ağır bir saldırıya uğradığından söz edilemez. Salt kiralananın suyunun kesilmesi olgusu, davacının onur ve saygınlığını halele uğrattığı, ruhsal dengesini bozduğu, yolundaki görüş, BK.m. 49'un gerek sözü ile ve gerekse özü ile bağdaşamaz. Gerçekte de, su kesme olgusu, ağır bir saldırı olarak nitelenemez. Tersi bir görüşün benimsenmesi, her sözleşmeye aykırı davranılmasında, BK. m. 49 uygulanmasına yol açar ki, böyle bir sonuç, ağır kusur ve ağır zarar koşullarının gerçekleşmesini arayan yasa hükmü ile apaçık çelişir. Öyleyse, manevi giderim isteminin yasal dayanaktan yoksun olduğunun kabulü gerekir.
Yerel mahkemece, tüm bu yönlerin gözetilmemesi, davanın reddine karar verilmemesi, usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy