(1086 S. K. m. 175, 177, 529, 533)
Dava: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinden Dairemize gönderilen C.A. ve R.G., vekilleri avukat E.S. ile E.Ö., vekili avukat Ö.E. aralarındaki dava hakkında hakem kurulunca verilen 6.7.1981 günlü kararın taraf avukatlarınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1 - Hakem kararı davalı vekiline 16.7.1981 de tebliğ edilmiştir. Bu duruma göre, 15 günlük temyiz süresi 31.7.1981 cuma günü mesai saati sonunda bitmiş olur. Ne var ki, davalı yanın temyiz dilekçesinin 4.8.1981 de verilmediği anlaşılmıştır. Oysa temyiz dilekçesi en geç, 31.7.1981 cuma günü verilmeliydi. Böylece temyiz dilekçesinin 15 günlük sürenin dolmasından sonra sunulduğu saptanmıştır. Hakem kararına ilişkin temyiz süresi yönünden adli ara vermeye rastlaması nedeniyle uzama söz konusu değildir. Yargıtay'ın kökleşen ve doğru olan uygulaması da bu yoldadır. Gerçekte de adli ara verme ile ilgili hükümlerin mahkemelere ilişkin bulunduğu, HUMK. md. 175 vd.'de açıklık ve seçiklikle gösterilmiştir. Hakemler HUMK. md. 529 uyarınca 6 ay içinde hüküm vermek zorunda olup bu 6 aylık süre adli ara vermeye rastlasa bile yürümeye devam edeceği ve hakemlerin işi ve kararlarının adli ara vermenin sonuna erteleyemeyecekleri gözetilince, hakem kararına yöneltilen temyiz itirazlarıyla ilgili olarak sürenin HUMK. md. 177 uyarınca uzadığı asla kabul edilemez. Öyle ise davalının temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddi gerekir.
2 - İleri sürülen temyiz sebeplerinin Usulün 533. maddesinde sayılan nedenlerden olmaması dolayısıyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Sonuç: Öyleyse, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre aşımı yönünden reddine ve yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hakem kararının ONANMASINA, 16.12.1981 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy