(2004 S. K. m. 96, 99)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İstihkak davalarının hazırlık ve açılma safhaları İcra ve İflas Kanununun 96 ve onu izleyen 99 ncu maddeleri hükümleri çevresinde yürütülür ve çözüme bağlanır. Bu maddeler içeriğine göre borçlu elinde bulunan bir malı başkasının mülkü veya rehni olarak gösterdiği yahut üçüncü bir kişi tarafından o mal üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia edildiği takdirde, alacaklı veya borçlunun itirazı üzerine istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişi bu iddiasını ispat için istihkak davası açmak zorundadır. Eğer haciz edilen şey borçlunun elinde olmayıp da üzerinde mülkiyet veya rehin hakkı iddia eden üçüncü bir kişi nezdinde bulunuyorsa icra memuru alacaklıya, tetkik merciine başvurması için (7) günlük mühlet verir. Mahcuz mal üzerinde istihkak veya üçüncü kişinin muarazasının önlenmesi davaları yukarıda açıklanan nedenlerle açılabilir. Ne var ki, mahcuzu elinde bulunduran üçüncü kişinin ispat yükünü üzerine alarak, istihkak veya icra memuru tarafından kendisine (7) günlük süre verilmeyen alacaklının muarazanın önlenmesi davası açmasını engelleyen yasada bir hüküm yoktur. Kaldı ki olayımızda olduğu gibi haciz edilen şey üçüncü kişi elindedir. İcra memuru da alacaklıya dava açması için mühlet vermemiştir. Alacağı nedeni ile malı haciz ettiren alacaklının, alacağına kavuşabilmesi için yapabileceği işlerden biri de, doğrudan kanıt yükünü üzerine almak suretiyle dava açabilmesidir. İşte, davacı da bunu yapmıştır. Yargıtay'ın kökleşen içtihatları bu doğrultudadır. Merciice aksine düşüncelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA 3.11.1982 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy