(743 S. K. m. 581) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, dava miktar itibariyle HUMK. nun 438. maddesine göre duruşmaya bağlı olmadığından, bu isteğin reddiyle incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, babaları (murisleri) Hakkı ile davalı arasında yapılmış olan satış vaadi sözleşmesinin ehliyetsizlik nedeni ile iptalini istemişlerdir.
Davalı, davaya karşı koymuş, mahkemece, satış vaadine konu taşınmazın satıcıya değil, üçüncü kişiye ait olduğu gerekçesiyle sözleşmenin iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir.
1 - Dava, murisin hukuki ehliyete sahip olmadığı nedenine dayanmaktadır ve satış vaadi sözleşmesinin tamamının iptaline ilişkindir. Uyuşmazlığın çözülebilmesi için önce davacıların davada taraf olma ehliyetinin olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Dosyada bulunan veraset belgesine göre davacıların miras bırakanı Hakkı'nın terekesi iştirak halinde olup davacılardan başka eşi Fatma ve çocukları Ayşe ve Şefika da mirasçıdır. Dava, sadece mirasçılardan Havva ve Rıfat tarafından açılmıştır. MK. m. 581 gereğince, mirasçı birden ziyade ise murisin ölümü üzerine terekede haklar ve borçlar taksime kadar muşa kalır. Mirasçıların taksime kadar MK. nun iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre birlikte dava açmaları gerekir. Bu itibarla diğer bütün mirasçıların davaya katılmaları sağlanmalıdır veya terekeye bir mümessil tayini için davacılara mehil verilmeli ve tereke temsilcisinin huzuru ile davaya bakılmalıdır. Bu yönler gözetilmeden işin esasına girilmesi ve sözleşmenin iptaline karar verilmesi yasaya aykırıdır.
2 - İptali istenen satış vaadi sözleşmesine dayanılarak bu davadan önce davalı Ramazan tarafından, satış vaadinde bulunun Hakkı'nın varisleri Fatma, Rıfat, Havva, Şefika ve Ayşe aleyhine 25.9.1978' de aynı mahkemede 1978/387 E. sayılı ve derdest zorunlu tescil davası açılmıştır. Tescil davasında davalılar, satış vaadinin geçerli olmadığını, murisleri Hakkı'nın temyiz kudretine sahip bulunmadığını, davanın reddi gerektiğini öne sürmüşlerdir. Mahkemece, murisin hukuki ehliyeti haiz olup olmadığı yönünden tahkikata da girişilmiştir. Buna rağmen davacıların ayrı bir dava açarak satış vaadi sözleşmesinin ehliyetsizlik nedeni ile iptalini istemelerinde hukuki yarar yoktur. Bu yön, daha önce açılmış zorunlu tescil davasında ileri sürülmüş olduğundan orada incelenip karara bağlanması mümkündür. Bu nedenle davanın, dava şartlarından olan ve mahkemece resen gözetilmesi gereken hukuki yarar açısından reddine karar verilmek gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda birinci ve ikinci bentlerde gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy