(2004 S. K. m. 24)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan peşin para vermek suretiyle 56.000 adet tuğla satın aldığını, davalının satılan tuğlaları teslim etmediği nedeniyle Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25.2.1981 tarih ve 1978/384 esas, 1981/53 karar sayılı ilamıyla aynen teslimi için karar aldığını ve bu kararı Çankırı İcra Memurluğu'nun 1986/1854 sayılı dosyası ile takibe koyduğunu ve fakat davalının elinde tuğla bulunmadığından kararın infazının mümkün olmadığını, dava konusu tuğlanın 1 tanesi ortalama 25 TL. olduğundan alınamayan 56.000 adet tuğla yerine bedeli olan 1.400.000 TL. nın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, aynı konuda dava görülüp karara bağlandığı nedeniyle ve ortada kesin hüküm olduğundan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, önceki davada tuğlaların aynen teslimine hükmedilip tuğlalar davalı tarafından teslim edilmediğinden dava tarihindeki değerleri toplamı 1.400.000 TL. nın yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Savda belirlenen olgular doğrultusunda davacı 56.000 adet tuğla için aynen teslim kararı almış ve fakat davalının tuğlaların teslimi kararının yerine getirilmesi istendiği aşamada tuğlacılığı bıraktığı, elinde hiç bir tuğla kalmadığı nedeni ile kararın infaz edilemediği dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Davacı bunun üzerine bu davayı açmıştır. Öncelikle bu davanın dinlenip dinlenemeyeceği üzerinde durulmalıdır. Bir davanın dinlenebilmesi, eş deyişle davanın esasının incelenebilmesi, yargılama koşullarını taşımasına bağlıdır. Dava koşullarından, dava edilene ilişkin olanlarından biri de hukuksal yararın bulunmasıdır (Yg. HGK. nun 10.1.1968 gün, 8/1038-8 s. kararı). Hukuksal yarardan amaç, davacının hakkına kavuşmak için mahkeme kararına gereksinim duymasıdır (Bkz., Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 1979, C: 1, sh. 884 vd.). Eğer, davacı için bu yolda bir mahkeme kararı gerekmiyorsa davanın esasına girişilemez. Başka bir anlatımla dava dinlenebilir nitelik taşımadığından reddedilir. Mahkeme bir davada, yargılama koşullarının bulunup bulunmadığını, görevinden ötürü doğrudan gözetmek zorundadır (bu ilke az önce anılan Yargıtay HGK. kararında da vurgulanmıştır ayrıca Bkz., KURU, age, sh. 876).
Somut olaya gelince, davacı, tuğlaların aynen teslimine karar almış ve icra kovuşturmasına geçmiştir. Kararda yazılı 56.000 tuğlanın davalının elinde bulunmaması nedeni davacıya teslim edilememiştir. İİK. nun 24/5. maddesinde teslimi kararlaştırılan taşınır mal borçlunun yedinde bulunmazsa ilamda yazılı değeri alınır. Vermezse ayrıca icra emri tebliğine hacet kalmaksızın haciz yolu ile tahsil olunur. Menkul malın değeri ilamda yazılı olmadığı veya ihtilaflı bulunduğu takdirde İcra Memuru tarafından takip tarihindeki rayice göre takdir olunur hükmü yer almıştır. O halde, anılan yasa buyruğu doğrultusunda davacının bir mahkeme kararına gereksinim duymaksızın teslim edilmesi gereken 56.000 tuğlanın değerini davalıdan alabileceği çok belirgindir. Öyleyse olayda yargılama koşulu yoktur dava bu sebeple dinlenemez ve davanın reddi gerekir. Açıklanan yönlerin mahkemece gözden kaçırılıp 56.000 adet tuğlanın bu davanın açıldığı tarihteki değeri esas alınarak ödetmeye karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır ve bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.04.1989 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy