(818 S. K. m. 252) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılamısı sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı kiralayan, binasını 1.11.1982 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile ...Bank'a kiraladığını, adı geçen bankanın davalı banka tarafından devrolunmasından sonra sözleşmenin haksız olarak kira süresinin bitiminden önce feshedildiğini ve binanın aynı şartlarla yeniden kiraya verilmesinin 8 aylık bir zaman aldığını, bu döneme ait kira parasının ödetilmesi için yaptıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini öne sürerek itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, binaya ihtiyaç kalmadığından zorunlu olarak tahliye ettiklerini, kaldı ki davacının kiralananı daha yüksek bedelle kiraya vermesi nedeniyle zararı değil, bilakıs karının sözkonusu olduğunu, ayrıca yüksek kira almak için uzun süre boş tutulduğundan sorumluluklarının sözkonusu olamıyacağını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; savunmaya ve bilirkiş raporlarına göre davanın reddine karar verilmiş ve hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının isteği, erken tahiye nedeniyle kiralananın tahliye tarihinden, yeniden kiraya verildiği tarihe kadarki kira bedelinin ödetilmesine ilişkindir. Kiralananın sözleşmede öngörülen süreden önce 20.3.1984 tarihinde tahliye edildiği, Ocak-1985 yılında yeniden kiraya verildiği ve daha sonra Nisan-1984 kirasının ödendiğinde uyuşmazlık bulunmamaktadır. BK.nun 252/1. maddesine göre, kiralayanın kurusu sözkonusu olmaksızın, kıracının kiralanını kullanmaması durumunda kiracının kiradan sorumlu olacağı kabul edilmiştir. anılan yasa gereğince ve kural olarak kiralananın aynı şartlarla yeniden kiraya verildiği tarihe kadar boş kaldığı dönem kirasını kiracı davalı ödemekle yükümlüdür. 20.4.1988 günlü bilirkişi raporunda kiralanın, 20.9.1984 tarihine kadar kiraya verilebileceği belirtilerek bu döneme ilişkin kira alacağı tespit edilmiştir. Bu dönemde davacının kiralanandan herhangi bir menfaat elde ettiği iddia ve ispat edilmediğinden kiralananın daha yüksek bedelle kiraya verilmesi nedeniyle kiralayanın yeni sözleşmeyle elde ettiği yarar BK.nun 252. maddesinin 2. fıkrası gereğince mahsup edilemez. Bu durumda bilirkişi raporunda bulunan miktarla sınırlı olarak davanın kabulü gerekirken olaya uygun düşmeyen gerekçe ile reddi usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Hükmün bu nedenlerle bozulması gerkekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerle davacı yararına (BOZULMASINA), istek olursa peşin harcın iadesine, 9.5.1990 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy