(2675 S. K. m. 34, 38)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Dava, davalı kardeşinden alacaklı olduğu 5000 Alman Markı'nın tahsiline ilişkin olarak Federal Almanya Berlin Mahkemeleri'nden verilen ve kesinleşen kararın 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Kanunu hükümleri gereğince tenfizine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacıya borcu olmadığını savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Devleti arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut Federal Alman Devleti'nde Türk Mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunmadığı kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 34. maddesinde; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk Mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır hükmü yer almaktadır. Tenfiz kararının verilebilmesi için aranılacak koşullar 38. maddede açıklanmıştır. Bu koşullardan karşılıklılık ilkesi temel koşuludur. Diğer bir ifadeyle, karşılıklılık koşulu gerçekleşmediği takdirde tenfiz istemi diğer koşullar incelenmeden reddedilecektir.
Anılan Yasanın 38. maddesinin (a) bendinde belirtilen koşullardan: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mahkeme kararlarının karşılıklı olarak tenfizini temin eden bir ikili sözleşme, b) Yabancı Devlette Türk Mahkeme kararlarının tenfizini mümkün kılabilecek yasal bir düzenleme, c) Fiili uygulamadan birinin bulunması halinde Karşılıklılık ilkesinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerekir.
Türkiye ile Federal Almanya arasında mahkeme kararlarının karşılıklı olarak tenfizini temin eden bir ikili sözleşme mevcut değildir. Öyleyse karşılıklılık koşulunun gerçekleşmiş olup olmadığı öncelikle Alman tenfiz hükümlerinin Türk Mahkeme kararlarının Almanya'da tenfizini mümkün kılabilecek bir düzenlemeye sahip olup olmadığına bağlı kalmaktadır.
Alman Hukuku, yabancı mahkeme kararlarının Almanya'da tanınması ve tenfizini kabul eden kanuni bir düzenlemeye sahiptir. Şöyle ki, Alman Hukuk Yargılamaları Kanunu (ZPO) (zivil prozessordnung)nun 722. maddesi; bir yabancı mahkeme kararının tenfizi, yalnız tenfizin caiz olduğuna ilişkin bir tenfiz kararı verilmesi ile gerçekleşeceğini açıkça hükme bağlamıştır.
Alman Hukukunun yabancı kararların tenfizi için aradığı koşullardan biri de Türk Tenfiz Hukukunda olduğu üzere Karşılıklılık Mütekabiliyet koşulunun gerçekleşmiş olmasıdır (ZPO Par. 328/5). Nitekim 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 23.11.1982 gününde yürürlüğe girmesinden önce Türkiye'de yabancı mahkeme kararlarının tenfizi sadece ve sadece milletlerarası sözleşmelere bağlı olduğundan karşılığın mevcut bulunmaması nedeniyle Türk Mahkeme Kararlarının Almanya'da tenfizi reddedilmekte idi. Ancak, 2675 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle bu Kanunun 38. maddesindeki Karşılıklılık koşulu ile (ZPO)nun 328/5. maddesindeki aranan karşılıklılık ilkesi aynı doğrultuda birleştiğinden artık Türk yargı kararlarının Almanya'da tenfizini önleyecek yasal hiç bir engel kalmadığında kuşku ve duraksamaya yer kalmamıştır. Özetle ifade etmek gerekirse, MÖHUK. un 38 ve gerekse ZPO. nun 328/5. maddesinde kabul edilen temel ilke karşısında Karşılıklılığın gerçekleştiği kabul edilmelidir.
Nitekim Alman Mahkemeleri tarafından da Karşılıklılık koşulunun Türkiye bakımından gerçekleşmiş olduğunun kabul edildiği ve böylelikle Türk Mahkeme Kararlarının Almanya'da fiilen de tanınıp tenfizine gidildiği izlenmektedir.
(OLG Nürnberg, 20.9.1983: IPRax S. 162 (LS); OLG Oldenburg, 10.4.1984: NdsRp Fl 1984 S. 145; Fam Rz 1984 S. 109 (LS); AG Gummersbach 9.8.1985: IPRax 1986 S. 235; OLG Köln, 15.12.1986. IPRax 1988 S. 30, OLG Köln 15.12.1986; 26 UF. 188/86; AG Gummersbach, 9.8.1981, 1519/85 sayılı Kararlar).
Tüm açıklananların ışığı altında, mahkemenin Türkiye ile Almanya arasında mahkeme kararlarının tenfizi için aranan Karşılıklılık koşulunun gerçekleşmemiş olduğundan dolayı davayı ret etmesi usule ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Ne var ki, davacı tenfiz isteminde, yabancı mahkeme ilamının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı ve onanmış tercümesine dayanmamıştır. Bu durumda 2675 sayılı Yasanın 37. maddesinde aranan koşulların mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının tenfiz isteğinin bu nedenle reddi gerekir. Mahkeme kararı sonucu bakımından usul ve yasaya uygun görülmüş, gerekçesi ise doğru bulunmamıştır. Bu nedenlerle az yukarıda açıklandığı şekilde kararın gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekir (HUMK. m. 438/9).
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle düzeltilerek ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, 13.12.1990 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy