(818 S. K. m. 213)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı ile aralarında taşınmaz ile ilgili satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmeye konu taşınmazın o sırada davalı adına tapuda tescilli olmadığını, Yücel adına kayıtlı bulunduğunu, bu şahsın da davalıya söz konusu taşınmazın satışını vaat ettiğini ve davalının da kendisine satmak istediğini, bu yüzden Yücel aleyhine cebri tescil davası açtığını, ancak davalının satış vaadi sözleşmesindeki koşulları yerine getirmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddedildiğini, davanın kaybedilmesine davalının kusurlu tutumuna neden olduğunu ileri sürerek uğranılan zarar karşılığı 25.000.000 liranın davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davacının iyi niyetli olmadığını, zira bu riski bilerek taşınmazı almayı kabul ettiğini, kaldı ki kendi sorumluluğunun sözleşmede yazılı 410.000 TL. satış bedeli ile sınırlı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesindeki koşulların gerçekleşebilme şansı olup olmadığını araştırmadan devir sözleşmesini kabul eden ve daha sonra bu sözleşmeye konu taşınmazı adına tescil ettirme imkanına sahip olmayan davacının iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle tazminat davasının reddine karar verilmiş ve hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Adana Üçüncü Noterliği'nce re'sen düzenlenen 19.12.1980 tarih ve 31731 sayılı sözleşme geçerlidir, tarafları bağlar. Satışı vaat edilen taşınmazın, sözleşmenin düzenlendiği tarihte davalı adına tapuda kayıtlı olmaması sonuca etkili değildir. Bir kimse, kendi üzerinde kayıtlı olmayan taşınmazın satışını dahi vaat edebilir ve böyle bir vaat geçerlidir. Öyle ise davalının satışını vaat etiği taşınmazın tapusunu davacıya geçirme olanağını yitirdiğini tarihin tespiti ile o tarihteki satışı vaat edilen taşınmazın kaim değeri bilirkişi aracılığıyla saptanarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yasaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, istek olursa peşin harcın iadesine, 24800 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 1.5.1990 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy