(1086 S. K. m. 195)
Dava: Taraflar arasındaki eşyanın iadesi - alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, davalılara emanet olarak bıraktığı altınları davalıların iade etmediklerini ileri sürerek, verilen altınların aynen iadesi, olmadığı takdirde bedelleri toplamı olan 1.800.000 TL. nin tahsilini istemiştir.
Davalılar iddianın doğru olmadığını, altınları almadıklarını bildirerek davanın reddini savunmuşlar, bilahare de zamanaşımı itirazında bulunmuşlardır.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalılara dava dilekçesi 8.4.1989 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalılar 10 günlük cevap süresi içinde 12.4.1989 tarihinde vermiş oldukları cevap dilekçesinde zamanaşımı def'ini ileri sürmemişlerdir. Bundan sonra davalılardan Arif, Dursun, Cevat vekili mahkemeye verdiği 19.10.1989 tarihli dilekçe ile zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de; davacı 26.12.1989 tarihli oturumda bu yöndeki savunmanın genişletilmesine muvafakat etmediğini açıkça belirtmiştir. Ayrıca davalılardan Hasan'ın da zamanaşımı itirazı yoktur. Zamanaşımı def'i ilk itirazlardan değil ise de; HUMK. nun 195. maddesi gereğince davalıların, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren 10 günlük cevap süresi içerisinde zamanaşımı def'ide dahil olmak üzere bütün itiraz ve def'ilerini hep birlikte mahkemeye bildirmesi ve karşı tarafa tebliğ ettirmesi gerekir. Bu 10 günlük cevap süresi geçtikten sonra davalı taraf ancak davacının açık veya zımni muvafakati ile savunma sebeplerini değiştirebilir veya genişletebilir. Bu davada ise 10 günlük cevap süresi içinde zamanaşımı def'i ileri sürülmediği gibi daha sonra ileri sürülen zamanaşımı def'ine karşı davacının açık veya zımni bir muvafakati da yoktur. Öyle ise mahkemenin davanın esası hakkında, tarafların delillerini inceleyerek karar vermesi gerekirken, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine, 14.11.1991 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy