(6762 S. K. m. 688, 689)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıdan inşaat malzemeleri satın aldığını, karşılığında 4.125.000 TL. lık bono verdiğini, davalının malzemeleri teslim etmediğini, karşılıksız kalan bono nedeniyle aleyhine icra takibine giriştiğini, beyanla borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde davacının borcu haciz sırasında kabul ettiğini, yargılamada ise bononun ifa edilen hizmet karşılığı düzenlendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bonoda malen kaydının bulunduğu, bu kayıt karşısında davalı tanıklarının bildirimlerine itibar edilmediği, davacı tanık beyanlarına göre de bononun mal karşılığı verildiği, davalının mal teslim etmediği, bu şekliyle senedin karşılıksız kaldığı gerekçesiyle dava sabit kabul edilerek borçsuzluğun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
İcra takibine konu 4.6.1989 ödeme günlü 4.125.000 TL. lık bononun davalı lehine davacı tarafından keşide edildiği tarafların kabulündedir. Uyuşmazlık bu bononun davacının davalıdan satın aldığı inşaat malzemeleri bedeli karşılığı olarak düzenlenip düzenlenmediği ile davalının davacının dava dışı kooperatife ait yapımını üstlendiği inşaatın plan ve projesinin davacı tarafından davalıya hazırlattırılıp çizdirilmesi hizmeti karşılığı olarak verip vermediği noktasında toplanmaktadır. T.T. Kanunu hükümlerine göre bonolarda veriliş sebebi hakkında bir kayıt bulunması zorunluluğu yoktur. Ancak taraflar aralarındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre bu yolda bonoya kayıt koyabilirler (Malen, nakden, hizmet veya kira karşılığı veya teminat vs. gibi) somut olayda, davaya konu bonoda ise mal karşılığı anlamında malen kaydı bulunmaktadır.
Davacıda, bu kayda uygun olarak senet karşılığı bilahare teslim edilecek inşaat malzemelerinin kendisine teslim edilmediğini ileri sürmektedir. Kural olarak böyle bir iddia ile açılan davada davacı senet karşılığı malın satıcı davalı tarafından teslim edilmemiş olduğunu yasal delillerle kanıtlamak durumundadır. Ne var ki, davalı bu iddia karşısında senetteki malen kaydının gerçeği yansıtmadığı, aslında senedin hizmet karşılığı olarak düzenlendiğini ve hizmetinde tanziminden evvel ifa edildiğini savunmak suretiyle senetteki malen kaydını tahlil etmiştir. Bu durumda senedin ifa edilen hizmet karşılığında düzenlendiğini davalının ispat etmesi gerekir ve ispat külfeti yer değiştirmiştir. Davacının imzasını ihtiva eden, ancak hangi sebepten borçlu olduğunu göstermeyen bu belge bir yazılı delil başlangıcı sayılacağından davalı savunmasını şahit dahil her türlü delille ispat edebilir. Mahkemece, taraf delilleri toplanıp şahitleri de dinlendikten sonra sırf senetteki malen kaydı karşısında ispat külfeti kendisine düşen davalı tanıklarına itibar edilmeyip değerlendirilmemesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
Mahkemece yapılacak iş ispat külfetinin davalıda bulunduğu benimsenerek davalı delilleri ile davacının karşı delilleri hep birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine, 4.2.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy