(818 S. K. m. 270)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, 5.12.1990 tarihli kira sözleşmesiyle Haşim İşcan Parkı'ndaki bir bölüm alanı "pastahane ve çay bahçesi" olarak davalı Belediyeden kiraladığını, davalı İdarenin kira süresi dolmadığı halde tek taraflı olarak sözleşmenin feshine ve tahliyeye ilişkin Encümen Kararı aldığını, sözleşmenin 6570 sayılı Yasa hükümlerine tabi olup kiralayanın isteği üzerine fesih edilemeyeceğini, gönderdikleri 1991 Mayıs ayı kirasını davalının alması üzerine sözleşmenin yenilenmiş olduğunu öne sürerek kira akdinin devam ettiğinin, yenilenmiş olduğunun tespitini istemiştir.
Davalı, sözleşmenin kira akdi değil işletme hakkının devri olduğunu, 6570 sayılı Kanuna tabi bulunmadığını, 1 yıllık sözleşmenin 23.4.1991 tarihinde sona erdiğini savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece sözleşme 6570 sayılı Kanuna tabi olmamakla birlikte davalı İdare tarafından fesih ihbarda bulunulmadığından Mayıs ayına ait kira parasının da alınması nedeni ile sözleşmenin yenilenmiş olduğu kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki 23.4.1990 başlangıç tarihli kira sözleşmesi, işletme hakknın taraflar arasında düzenlenen 5.12.1990 tarihli sözleşme ile Bursa Devlet Hastanesi karşısındaki kapalı ve açık alanının pastahane ve çay bahçesi olarak işletme hakkının davacıya devredildiği görülmektedir.
Bu durum itibariyle sözleşmenin, işletme hakkının devrine ilişkin olduğu çok açıktır. İşletme hakkının devri hasılat kirasının bir türüdür. O nedenle bu yerin tahliyesi için hasılat kirasına ilişkin hükümlerin uygulanacağında duraksamaya yer olmamalıdır.
Mahkemenin de kabulünde olduğu şekilde hasılat kirasında 6570 sayılı Yasa hükümleri uygulanamaz. Bu gibi sözleşmelerde kira sözleşmesi belirli bir süre için aktedilip de bu süre dolmuş ve zımni (örtülü) yenileme olmamışsa sözleşme sona erer. Ayrıca, feshi ihbara da gerek yoktur. Bu durumda, sözleşme süresinin son bulmasıyla taraflar arasında işletme hakkının devrine ilişkin hukuki bağın ortadan kalkacağının kabulü zorunludur. Kaldı ki davalı Belediye 22.4.1991 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin uzatılmıyacağını davacıya bildirmiş bulunmaktadır. Feshi bildirme; karşı tarafa ulaşması gerekli, yenilik doğurucu, tek taraflı irade beyanlarındandır. Karşı tarafın bu beyanı kabul etmemesi, itirazda bulunması, kanuni şartlara uygun olarak yapılmış beyanın hükmünü husule getirmesine engel olmaz. Feshi bildirme; kira sözleşmesine, ihbarın hüküm ifade edeceği dönem sonundan öteye doğru geçerli olmak üzere son verir. Hal böyle olunca bundan sonra kira parasının alınması sözleşmenin örtülü bir şekilde yenilenmiş olduğu anlamına geldiği sonucuna kavuşulması hukuken mümkün değildir.
Mahkemece, hukuki nitelindirmede yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilecek yerde yasaya uygun düşmeyen gerekçelerle kabule karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine, 23.6.1992 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy