(743 S. K. m. 2, 4)
Dava: Halil T. ile Çekesen Elektrik Sanayi aralarındaki dava hakkında Kartal 5. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.4.1994 tarih ve 658-230 sayılı hükmün Dairenin 7.9.1994 tarih ve 7166/7241 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, 1.9.1987 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli yine 1.10.1988 başlangıç tarihli ve 9 yıl süreli sözleşmelerle taşınmazlarını davalıya kiraya verdiğini, değişen ekonomik şartlar ve olağanüstü değişiklikler sonucu edimler arasında aşırı nispetsizlikler meydana geldiğini öne sürerek kira paralarının 4.096.000 TL. ve 1.536.000 TL.na uyarlanmasını istemiştir.
Davalı kira paralarının mahkeme kararı ile bir kez uyarlandığını her yıl uyarlama davasının açılamayacağını uyarlama koşullarının oluşmadığını savunmuş davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş davalının temyizi üzerine Dairemizin 1994/7166-7241 sayılı ve 7.9.1994 günlü ilamı ile karar onanmıştır. Davalı karar düzeltme istemiştir.
Gerçekte de; sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kurallarının bir gereği olup, sözleşme hukukunun temelini oluşturmaktadır. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşmenin yapılması sırasında mevcut karşılıklı edimler arasındaki denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ile sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (MK. Md. 2, 4) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu çelişki (Clausula Rebüs Sic Stantibus= beklenilmeyen hal şartı= sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Tarafların iradelerini etkileyip sözleşmeyi yapmalarına neden olan şartlar daha sonra önemli suretle değişmişse artık taraflar o akitle bağlı tutulmazlar. Değişen koşullar karşısında Medeni Yasanın 2. maddesi uyarınca sözleşmenin yeniden düzenlenmesi imkanı hasıl olur. Yeri gelmişken önemle vurgulayalım ki, sözleşmeye müdahale müessesesi istisnai tali (ikinci derecede) yardımcı niteliktedir. Her talep vukuunda sözleşmeyi değişen hal ve şartlara uydurmak özel hukuk sistemimizde geçerli olan irade özgürlüğü sözleşme serbestisi ve sözleşmeye bağlılık ilkelerinde sapma tehlikesi ile karşı karşıya kalınmasına yol açabilir. O nedenle evvel emirde sözleşmeye bağlılık ve saygı esastır. Uyarlamanın daima yardımcı bir çözüm olarak düşünülmesi gerekir. Bu açıklamaların doğal bir sonucu olarak denilebilir ki, sözleşmenin yorum yoluyla düzeltilmesi ve değişen hal ve şartlara uyarlanması daha çok ve önemli ölçüde kısa süreli sözleşmelerde değil uzun ve sürekli borç ilişkilerinde söz konusu olabilir. Gerçekte de genelde sözleşmenin kurulması sırasında kararlaştırılan edimler arasındaki dengenin kısa bir süre içinde aşırı ölçüde ve açık biçimde taraflardan biri aleyhine katlanılmayacak derecede bozulduğu olayların öngörülmediği (tahmin) veya beklenilemediği, ayrıca bunların işlem temelinin çökmesine neden olacak şekilde olağanüstü bir boyuta kavuştuğunun kabul edilmesi çok istisnai durumlar dışında mantıken mümkün değildir. Örneğin harp gibi önemli olağanüstü olaylar nedeni ile edimlerdeki değişmeler dışında kısa süreli bir sözleşmenin koşulları borçlu için ağırlaşmış olsa bile sözleşmeye bağlılık ilkesi içinde borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir. O nedenle her yılki enflasyon olgusuna dayanılarak kira tesbit davalarında olduğu gibi kısa süreli sözleşmelerde sözleşmenin uyarlanması talep edilemez. Aksi halde esas olan sözleşmeye bağlılık ilkesi (ahde vefa -Pacta Sund- Servande) ilkesi ortadan kaldırılmış olur ki bu hiç bir zaman üstün görülemez.
Davacı Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/53 esasına kaydedilen davada kira parasının 19.9.1991 tarihinden başlayan dönemi için uyarlanmasını istemiş mahkemece uyarlamaya karar verilmiş Yargıtay'ca da onanmıştır. Davacı, bu dava ile aynı uyarlama nedenlerine dayanarak 8.10.1993'den itibaren kira parasının günün koşullarına uyarlanmasını istemektedir. Bu durumda davacının kısa dönemlerde aynı maddi olgulara dayanarak dava açtığı görülmektedir. İlk dava ile bu dava arasında geçen zaman içinde işlem temelinin çökmesine neden olan yeni ve olağanüstü koşulların mevcudiyeti, edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde kiralayan davacı aleyhine değişip katlanılamayacak bir hal aldığı kanıtlanamamıştır. En önemlisi, kısa süre için sözleşmenin kira parasına ilişkin hükmünün uyarlanması, sözleşmeye bağlılık kurallarıyla sözleşmenin uzun süre akit edilmesindeki amaçla bağdaşmaz. Gerçekte de, bu davanın açıldığı tarihe kadar kısa bir dönem için sözleşmenin işlem temelinin çöktüğünün kabulü mümkün değildir. Dahası bu kısa dönem için olağanüstü ve umulmayan bir halin varlığı da ortaya konmamıştır. Öyleyse bu bağlamda az yukarda açıklandığı üzere, kira tesbit davalarındaki yöntem ve usullerle sözleşmeye müdahale edilip kira parası değiştirilemez. Şu durum karşısında, davanın reddine karar verilmesi gerekir. O halde, mahkeme kararı Dairemizce hataen onandığından davalının karar düzeltme istemi kabul edilmeli usule ve yasaya aykırı karar bozulmalıdır.
Sonuç: Davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 1994/7166-7241 sayılı ve 7.9.1994 günlü onama kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan nedenler altında yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harcın red harcından çıkartılmasına, 24.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy