(818 S. K. m. 61, 262) (743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalıya ait arsayı sekiz yıl için kiralayarak üzerine halı saha ve tesislerini yaptıklarını ancak davalıların kendilerini buradan tahliye ettirdiklerini ileri sürerek tesislerin arsaya sağladığı menfaatten fazla hak saklı kalmak üzere bir milyar liranın tahsilini dava etmişlerdir.
Davalı sözleşmeye göre yapılan tesisin akdin sonunda kiralayana kalacağının kararlaştırıldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece dava sabit görülerek davacılar alacağı 807.438.729 TL. ndan davalı alacağı 557.681.000 lira indirilerek kalan 230.557.729 liranın davalı taraftan tahsiline fazla talebin reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacılar davalıya ait arsayı 1.12.1991'den itibaren sekiz yıl süre ile kiralamışlardır. Sözleşmenin 10. maddesine göre arsa üzerine kiracılar tarafından yapılan halı saha, kafeterya vesair tesisler kira sonu olan 30 Kasım 1999 tarihinde tüm tesis çalışır durumda ve hiç bir hak talep etmeden mal sahibine bırakılacaktır. Süre dolmadan devir mükellefiyetleri olmadığı gibi mal sahibi de kiracılardan bir hak talebinde bulunamayacaktır. Kira akdi temerrüt nedeniyle merci kararı ile feshedilmiş ve kiralanan 27.5.1993 tarihinde mal sahibine teslim edilmiştir.
Bu durumda öncelikle davacı kiracıların yaptıkları tesis bedelini talep edip edemeyeceği hukuki sorununun çözümlenmesi gerekir.
Sözleşmede yapılan tesislerin kira akdinin sonu olan 30 Kasım 1999 tarihinde kiralayana çalışır durumda teslimi öngörülmüş ve bu süre dolmadan kiralayanın bir hak talep edemeyeceği de hükme bağlanmıştır. Kural olarak kira akdinin kiracıların kusurundan dolayı feshedilmiş olması nedeniyle kiracıların haksız iktisap kurallarına dayanarak tazminat istemesi iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Bu nedenle davacı kiracılar tesis bedelini talep edemezler. Ancak bu kuralın uygulanması sonunda davalı kiralayanın da haksız olarak zenginleşmemesi gerekir.
Gerçekten sözleşme ile davalı kiralayan 30 Kasım 1999 tarihinden önce tesisler yönünden bir hak talebinde bulunamayacaktır. O halde, davalı kiralayanın altı buçuk yıl önceden sahip olduğu tesislerden davacılardan alacağı kira dışında yararlanması varsa tesislerin bu yararlanmaya etkisi onun haksız iktisabı olacaktır. Davalı taraf yapılan tesislerin akdin sonunda kendisine kalmasını kabul ettiğine göre bunlardan yararlanma olanağı olmadığını da ileri süremez.
O halde mahkemece yapılacak iş, tahliyeden sonra kiralananın ne kadar sürede kiraya verilebileceği ve 30 Kasım 1999 tarihine kadar olan sürede davacıların ödemesi gereken kiradan fazlaya kiralanıp kiralanamayacağı veya bizzat çalıştırarak ne miktar yarar sağlayacağı bir başka deyişle tesisin kiralamaya veya yararlanmaya etkisi bilirkişi aracılığı ile belirlenip sonucuna göre hüküm kurmaktan ibarettir.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden tesis bedeline hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın temyiz eden davalı taraf yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.01.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy