(1086 S. K. m. 76) (818 S. K. m. 18, 237) (2918 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, mülkiyet kendilerine ait iş makinesini bir ay gibi kısa bir süre için seçim öncesi belediye hizmetlerinin hızlandırılması amacıyla E... İnşaat A.Ş. vasıtasıyla davalı belediye tüzel kişiliğine gönderildiğini; istenildiğinde iade etmekten kaçınıldığını öne sürerek, makinenin istirdadına, daha sonra tespit edilecek ecrimisilin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, zamanın Bakan ve Milletvekillerinin ve binlerce kişinin huzurunda yapılan törenle Aralık 1986 yılında iş makinesinin davacı tarafından belediyeye bağlandığını o günden itibaren nizasız ve aralıksız kullana geldiklerini, 5.2.1992 tarihli davacı ihtarnamesine kadar hiç bir zaman vaki olmadığını savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davalı belediye tüzel kişiliği tarafından temyiz edilmiştir. Bir davada ileri sürülen maddi olguları nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir (HUMK.m.76). Bir hukuki ilişkinin tarafları, aralarındaki ilişkinin mahiyeti konusunda uyuşamamışlarsa, bu gün gerek hukukumuzda gerekse tüm çağdaş hukuk sistemlerinde uygulanan güven kuramı ışığında ilişki ele alınacaktır. bu kurama göre, irade beyanlarından her birinin objektif anlamına bakılmayacak bu beyana muhatabın iyi niyetle vereceği anlamın ne olması gerektiği araştırılacaktır. (BK.m.18) Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının açıkça ariyet hukuki ilişkisine dayandığı görülmektedir. Davalı ise elden bağışlama ilişkisinin varlığı savunmuştur.
Şu durum karşısında BK.nun 237. maddesinde hükme bağlanan "elden bağışlama"nın hukuki tanımı üzerinde durulmasında yarar vardır. Bağışlama akdinin kurulması ile ifası aynı zamanda olduğu hallerde elden bağışlama akdinden söz edilir. BK.237/f.1 uyarınca elden bağışlama; bağışlayanın bir şeyi bağışlayana teslim etmesiyle vücut bulur. Eş anlatımla, bağışlama akdinin hukuksal sonuç doğurabilmesi için teslim koşulunun gerçekleşmesi zorunludur. Hemen belirtelim ki, yararına bağış yapılan kimse, bağışı kabul yolundaki irade açıklamasını yazılı belgelerle ispat etme zorunluluğunda da değildir. Bağışı kabul ettiğini her türlü delillerle kanıtlayabilir. Şimdi, açıklanan hukuk kurallarının yargılamada toplanan delillere ve belirlenen maddi olgulara uygulanmasına sıra gelmiştir. Dava konusu iş makinesinin davacı adına olan faturası 1986 tarihlidir. Davalının egemenliği altına 18.1.1987 tarihinde önce intikal etmiş, davacı adına trafik kaydına tescili ise 16.11.1989 tarihinde yapılmıştır. Farklı anlatımla iş makinesi trafiğe kayıtlı olmadığı dönemde davalıya teslim edilmiş olduğu çok açıktır. bu durumda, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 20. maddesinin salt trafikte tescili yapılmış araçlar yönünden aradığı resmi sözleşme yapılması zorunluluğunun olayımızda uygulama olanağı bulunmamaktadır. Önemle belirtelim ki, davacı dayandığı ariyet ilişkisini yasal delil göstermek suretiyle kanıtlayamamıştır. 18.1.1987 tarihinden önceki bir zamandan beri iş makinesinin davalının; fasılasız fiili hakimiyet altında olduğu olgusu taraflarca kabul edildiği gibi mahkemenin benimsemesi de bu doğrultudadır. İşte davalının eylemli bir biçimde uzun süre davanın makine üzerindeki egemenliği; toplanan delillerin sunduğu veriler sonucu meydana gelen kanaat; tarafların elden bağış, kasıt ve amacıyla anlaştıklarını, davalının yıllardır bu ilişkiye iyi niyetle güven duyarak iş makinesini elinde bulundurduğunu ortaya koymaktadır. Hal böyle olunca mahkemece ispat yükümünün; taraflara yükletilmesinde, delillerin takdirinde, davanın hukuki tanım ve nitelendirmesinde yanılgıya düşülerek; yazılı şekilde davanın kabulü yönünde hüküm kurulması usule yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Mahkemece yapılacak iş açıklanan hukuk kuralları ve belirlenen maddi olgular altında davanın reddine karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 11.10.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy