(1086 S. K. m. 337)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davacının senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, icraya ödenen 2.246.468 TL. sının tahsiline yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan E. Aykanat ve davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı otomobil satmayı vaat eden davalıların 4.500.000 TL. lık iki adet bonoyu kendisinden aldıklarını ancak otoyu yasal olarak devir ve teslim etmedikleri gibi aldıkları senetlerden birine E. Aykanat adını yazarak takibe koyduklarını öne sürerek ödeme zorunluluğunda kaldığı 10.426.468 TL. nin davalılardan tahsilini istemiştir.
Kararı temyiz eden davalı E. Aykanat senedin harici oto satımı nedeniyle düzenlendiğini ancak davacının vasıtayı sattığı N. Özcan'a davacının talebi ile noterde devir işlemini yaptığını savunmuş davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece noterde yapılmayan her çeşit satış ve devirlerin geçersiz olduğu kabul edilmiş davacının senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine icraya ödenen 2.246.468 TL. sının tahsiline karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalı E. Aykanat tarafından temyiz olunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davalı savunmasında davacıya sattığı aracın davacı tarafından N. Özcan'a satıldığını bu satışa hukuki bir geçerlilik tanınması için davacının talimatı üzerine aracın resmi satışını N. Özcan'a yaptığını öne sürmüştür. Davalı bu savunmasını yazılı delil ile kanıtlaması gerekir davalı yazılı kanıt getirememiştir. Ancak davacı vekilinin de hazır olduğu oturumda davalı yemin teklif etmiş, yine aynı tarihli yemin metnini içeren bir dilekçe de vermiştir. Hemen belirtelim ki davalı en son delil olarak davacının vicdanını hakem kılmak üzere açıklanan konuda yemin teklif etme hakkına sahiptir. Davacı vekil teklif olunan yemini kabul etmediğini beyan etmiştir. Her ne kadar vekilin vekaletnamesinde teklif edilen yemini kabul veya redde özel yetkisi varsa da; müvekkilin davadan önce düzenlenen böyle bir vekaletnameyle yemin konusunu bilerek özel yetki verdiğinin kabulü mümkün olmadığı gibi, bildiğine ve onay verdiğine dair de dosyada herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Bu durumda yetkisiz vekilin beyanına itibar edilerek hüküm kurulamayacağına göre mahkemece davacı asile yemin davetiyesi tebliğ ettirilmeli tebliğden sonra vekil özel yetkiyi içeren yeni bir vekaletname ibraz eder veya davacı önceki beyanı onaylarsa vekilin beyanına itibar edilmeli değilse teklif edilen yemini davacının bizzat kabul veya ret beyanına göre usulü işlemler ikmal edilip hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir.
Mahkemece yukarıda açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.02.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy