(818 S. K. m. 61) (743 S. K. m. 1, 2, 4)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın husumet nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, re'sen emekliye sevk edilen davalının İdare Mahkemesinin aldığı yürütmenin durdurulması daha sonra iptal kararı üzerine tekrar göreve başlatıldığını öne sürerek ödenen emekli ikramiyesinin haksız iktisap hükümlerince istirdadına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece emekli parasının Emekli Sandığınca ödenmiş olması nedeniyle davanın Emekli Sandığı'na açılması gerekeceği kabul edilmiş husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı yanca temyiz olunmuştur.
Davacı Kurumda çalışan davalı doğrudan emekliye sevk edilmiştir. Emekli ikramiyesini Emekli Sandığı'ndan almış ise de Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü emekli işlemlerini tamamladıktan sonra tahakkuk eden emekli parasını davacı Kuruma fatura etmekte ve davalıya ödenen para davacı Kurumdan tahsil edilmektedir. Bu nedenle davacı Kurumun aktif dava açma ehliyeti bulunmaktadır. Yazılı gerekçe ile davanın reddi yanlış olup bozmayı gerektirir. Ancak; dava hukuksal nitelikçe B.K.nun 61. maddesince gerçekleşmemiş bulunan ya da hukuki varlığı sona eren bir nedene dayanılarak alınan şeyin geri verilmesine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümlenmesi, çalıştıkları kurum tarafından kendi talep ve arzuları dışında re'sen emekliye sevk edilen, daha sonra İdare Mahkemelerince alınmış yürütmenin durdurulması kararı uyarınca göreve başlatılan personele ödenmiş olan emekli ikramiyesinin istirdadının hukuken mümkün olup olmadığının tespitinde toplanmaktadır. Hemen belirtelim ki, az yukarıda ana hatları ile açıklanan davanın çözümü ile ilgili yasalarda açık veya örtülü hiç bir hüküm bulunmamaktadır. Olayın 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 6122 sayılı Kanunla değişik 89. maddesi hükmü ile de bağlantılı bir yönü bulunmamaktadır. Anılan yasa maddesinin, yasal hükümler çerçevesinde ve normal hukuki prosedür uygulanarak emekliye sevk edilenlerden sonradan emeklilik hakkı tanınan bir göreve tayin edilerek tekrar emekliye ayrılanların durumunu düzenlediği çok açıktır. Öyle ise davaya uygulanması gereken doğrudan veya dolaylı bir yasa maddesi bulunmadığına göre hak ve nesafet ilkeleri, objektif iyi niyet kuralları (MK. m. 1, 2, 4) esas alınıp uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekir. Davalıya atfı gereken bir kusur iddia ve ispat edilememiştir. Rıza ve istem dışı doğrudan emekliye ayrılma söz konusudur. Davalının aldığı ikramiyeyi mal varlığından çıkarabileceği yaşam deneylerine, hayatın normal akışına tamamen uygundur. Bu durum karşısında; Emekli ikramiyesinin davalıdan geri istenmesinin, objektif iyi niyet kuralları, hakkaniyet ilkeleri, hukuk devleti esaslarına ters düşeceğinden kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Bu kabul altında denilebilir ki, emekli ikramiyesi geri istenmemeli, sonradan emekliye ayrılma halinde evvelce alınan ikramiyenin son defa tahakkuk ettirilecek emekli ikramiyesinden mahsubu yapılmak suretiyle sadece farkının ödenmesi yapılmalı, böylece somut adalet gerçekleştirilmelidir. Bu konuda Sayıştay Genel Kurulunun görüşü de aynı doğrultudadır. (Bkz. Sayıştay Genel Kurulu: 2.4.1964 - 2939/3 sayılı kararı) Yukarıda açıklanan gerekçe altında davanın esastan reddine karar verilmesi gerekir. O nedenle ret kararı sonucu bakımından doğru olduğundan HUMK. nun 438/son maddesi uyarınca kararın gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm bölümünün birinci bendinin kaldırılmasına, yerine Açılan davanın esastan reddine yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasına, 21.11.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy