(743 S. K. m. 6) (1086 S. K. m. 239)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı şirket vekili, davalının müvekkili şirketten hatır senedi ve çekleri aldığını bunları kullandığını, ancak verdiği belgede bu senet çeklerin bedellerinin alındığını, kendisi tarafından iade edileceğini tarihsiz bir belge ile belirttiğini bu belge ve senetlerden 18.3.1993 tarihli çek ile 15.1.1993 tarihli senedi iade etmediğini ve bu senetlerin dava dışı A. M. Korbay'a ciro edilip dava dışı A. M. Korbay tarafından icraya konulduğunu senet borçlusu müvekkili Şirketin masraf ve avukatlık ücreti hariç 15.280.000 lira ödediğini, bu sefer ödenen meblağ için davalıya rücu edilerek davalı hakkında icra takibi yapıldığını, davalının borca itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının ileri sürdüğü tarihsiz belgedeki senetlerin davacıya iade edildiğini bu çek ve senedin söz konusu ettiklerinin tarihsiz belgede yer almadığını, kendisinin davacıya hiç bir borcu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının dayandığı ve davalı tarafından kabul edilen tarihsiz protokolde 15.1.1993 vade tarihli 4.750.000 liralık senet ve 18.3.1993 tarihli 7.000.000 liralık çekten söz edilmiştir. Her iki senedin vade ve keşide tarihleriyle, meblağları davacının hatır senedi olduğunu iddia ettiği şekline aynen uymaktadır. Bu durumda ispat külfeti bu senetlerin bir başka ilişkiden doğduğunu iddia eden davalı ispat etmekle yükümlüdür. İspat külfeti davalıya ait olmasına rağmen mahkemenin bunu davacıya yüklemesi doğru değildir. Öte yandan HUMK. 239. maddesi hükmü uyarınca kendisine ispat külfeti düşmeyen tarafın delil ikame etmesi de bu yükümlülüğü kabul ettiği anlamına gelemez. Bu itibarla mahkemenin davacıya, davalıya bir ant yöneltme hakkı bulunduğu hatırlatılması durumunda davalıya ant yöneltmiş olması, davalının da bu andı eda etmesi hukuki bir sonuç doğurmaz. O halde mahkemece bu yön gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken dosyaya ve karara uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.02.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy