(818 S. K. m. 390)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar, ortak miras bırakanları A. Değirmenci'nin kamulaştırma bedelinin artırılması davası açmak üzere davalı avukatı vekil atadığını oysa davalının gerekli özeni göstermeyip davayı geç açmak suretiyle reddine neden olduğunu öne sürerek 42.026.000 TL. giderimin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, miras bırakan tarafından vekaletnamenin 2.7.1991 günü verildiğini ve kamulaştırma evrakının aynı gün tebliğ edildiğinin söylendiğini gösterilen evrak üzerinde tebliğ tarihinin yazılı olmaması nedeniyle beyana itibar ederek dava açmak için daha uzunca bir süre bulunduğu düşüncesiyle önce delil tespiti yaptırdığını daha sonra da davayı açtığını gerekli özeni gösterdiğini savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davalının kusuru bulunmadığı kabul edilmiş davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava hukuksal nitelikçe vekilin özen borcunun gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklanan giderim talebine ilişkindir. Vekilin işin başarılı olması için hayat deneyimlerine ve işlerin normal oluşuna göre gerekli girişim ve davranışlarda bulunması ve başarılı sonucu engelleyecek davranışlardan kaçınması basiretli hareket etmesi özen borcunun konusunu teşkil eder. Bir avukatın dava süresini korumak için başvurduğu yolun yeterli olmadığını kestiremeyip ihtiyatsızca hareket ederek süreyi kaçırması özen borcunun gereği gibi ifa edilmeyişine ilişkin bir olgu olarak kabul edilmelidir. Nitekim avukatın görevi olayları mantıki şekilde değerlendirerek işin türü ve ağırlığına göre öngörülmesi gerekli bütün yönleri dikkate almaktır. Açıklanan hukuk kuralları ışığında olaya bakıldığında davalı avukatın vekaletnamenin verildiği günde kamulaştırma tebligatının tebliğ edildiğini bildirmesine inanarak hareket ettiği cevap dilekçesindeki savunmasından açıkça anlaşılmaktadır. Oysa davalı ihtiyatı ve temkinli hareket etmek mesleki bilgilerini de değerlendirerek davacıların miras bırakanlarının bu sözlerine güven duymadan araştırmaya başvurmadan ihtiyatsız bir şekilde vakit geçirmesi ve daha sonra sükûtu hak süresini kaçırarak dava açması özen yükümlülüğüne aykırı bir davranıştır. Kaldı ki, davalının bu savunması yeterli ve yasal bir delille de kanıtlanamamıştır. Hal böyle olunca davalının kural olarak sorumluluğu kabul edilmeli dava vaktinde açılsa idi ne derece kazanılması olası bulunduğu saptanmalı delil ve karşı delilleri toplanmalı gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırılmalı hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Mahkemece hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.12.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy