(818 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı kira parası ile yakıt giderinden dolayı davalı kiracısı aleyhine yaptığı icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, icra takibinin 11.500.000 TL. üzerinden devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı savunmasında kiralananı tahliye etmesi sırasında, davacı kiralayana karşı kira borçları olduğu bu borcun kendisine ait kiralananda kalan menkullerin davacıya bırakılması yönünden anlaşma yaptıklarını ve ibralaştıklarını bu mutabakat sonucunda da kira sözleşmesinin hususi şartlar bölümünün 6. maddesinde belirtildiği şekilde, depozitonun kendisine iade edildiğini böylece borcu olmadığını açıklamıştır. Gerçekte de kira sözleşmesinin 6. maddesinde 1.000 DM tutarında depozito parasının davalı tarafından davacıya verildiği, bu depozitonun kiracının tahliye zamanında borç, hasar vesaire şeklinde meydana gelecek borçlarına karşılık davacı kiralayana 1.000 DM depozitodan karşılama yetkisi tanındığı açık bir şekilde belirtilmiştir. Dahası kiracı ibra edilmedikçe depozitonun iadesinin istenemeyeceği de belirtilmiştir. Depozitonun davacı tarafından davalıya verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Hal böyle olunca az yukarda açıklanan sözleşme hükümlerince depozitonun davacı tarafından davalıya verilmesi davalının savunmasını doğrular ve borcun ödendiğine karine oluşturduğunun kabulü gerekir. Nitekim davacı sözleşme hükmünce davalının vücut bulan borcuna karşılık depozitodan alacağını karşılama yetkisine sahip iken bunu ihtirazı kayıtsız bir şekilde davalıya vermesi şeklinde beliren olgu borcun söndüğüne ilişkin iradeye delalet eden bir fiil olarak benimsenmelidir. Öte yandan davacı depozitonun davalıya iradeyi celbedici bir şekilde verildiğini de iddia ve ispat etmemiştir.
Davalının ıslah dilekçesindeki bildirimleri davayı inkârının savunmasına yöneliktir. Bu nedenle bu savunmanın dikkate alınmaması da isabetsizdir.
Mahkemece bu yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.12.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy