(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 76) (1136 S. K. m. 173) (818 S. K. m. 392)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı A.Ş.; bazı hukuki işlerini yürütmek amacıyla davalı avukata vekalet verdiğini, şirketlerinin kaybolan çeklerinin iptali ve çekler üzerinde ödeme yasağının konulması için açılan davada verilen tedbir kararı nedeni ile şirket adına 16.500.000 TL. teminat yatırıldığını, daha sonra davalı avukatın teminat parası çektiği halde ödemekten kaçındığını, hakkında yapılan icra takibine itiraz ettiğini öne sürerek, itirazın iptaline icra inkar tazminatına hükmedilmesi istenmiştir.
Davalı; yargılamaya gelmemiş, cevap da vermemiştir.
Mahkemece; teminat davalı tarafından bizzat yatırıldığı ve çekilmediği kabul edilmiş davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İstanbul Dördüncü Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 1992/1075 esas, 1992/1167 karar sayılı "Zayi çeklerin iptali" dava dosyası içindeki 16.500.000 lira teminatın, davalı vekili tarafından 18.9.1992 tarihinde yatırıldığı, 25.1.1993 tarihinde de çekildiği, anılan mahkemenin "Tahsilat Müzekkeresi" içeriğinde açıkça görülmektedir.
Davalı yargılamaya gelmemekle ve davaya da cevap vermediğinden, usul hükümlerince davayı inkar etmiş sayılır. Davalının bu biçimde beliren davayı inkar tutumu içinde teminat parasını kendi mal varlığındın yatırıldığı savının da bulunduğunun kabulü gerekir. Nitekim, mahkemede davayı red ederken bu doğrultuda bir gerekçeye dayanmıştır.
Bir davada ileri sürülen maddi olayların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak doğrudan hakimin görevidir (HUMK. m. 76).
Hemen belirtelim ki, Borçlar Kanunu'nun 392. maddesi hükmünce, vekil yaptığı iş sırasında vekil edeninin üzerine geçen hüküm hakları ödemeye, vekil edenin adına veya yararına yaptığı tüm işlerden dolayı hesap verme zorunluluğundadır. Avukata tevdi edilen işin yapılması veya yapıldıktan sonra sonucunun alınması için gerekli bütün masraflar ve harcamalar vekil eden tarafından karşılanır. Ancak bunun aksi yazılı bir sözleşmeyle kararlaştırılabilir (Avukatlık Yasası m. 173).
Vekilin, vekil eden adına yaptığı tüm işlemler vekil edenin hukuk alanında sonuçlar doğurur ve anılan yasa hükmü, vekilin yaptığı harcama ve giderlerin vekil eden tarafından verilmiş olduğuna yasal karine oluşturur. Ancak teminat parasını kendi mal varlığından yatırdığını, ayrıca yasal delille kanıtladığı takdirde, bu özel durum gereği hesap verme borcundan kurtulmuş sayılır.
Davalı yargılamaya gelerek kendine düşen kanıt yükümünü ifa edememiştir. Makbuzdaki davalı adının yazılmış olması az yukarıda açıklanan yasal karineyi çürütür nitelikte kabul edilemez.
Bu durum davanın kabulüne karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, sözü edilen yasa maddeleri gözden kaçırılarak yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddedilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan yerel mahkeme kararının açıklanan nedenler altında davacı yararına (BOZULMASINA), istek halinde peşin harcın iadesine, 6.4.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy