(743 S. K. m. 2, 634) (818 S. K. m. 213) (4721 S. K. m. 2, 706)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 15.7.1989 tarihli satım akdi ile davalının satım konusu taşınmazın tapusunun ferağını vermediğini öne sürerek ödediği 75.000 İsveç Kronu karşılığı 105.000.000 liranın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar sözleşmenin hukuken geçersiz olduğunu satım parasının geri istenemeyeceğini ferağ vermeye de hazır olduklarını savunmuşlar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, satış sözleşmesinin geçersiz olduğu, ancak ferağı kabul eden davalı karşısında davacının bunu kabul etmemesinin iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı kabul edilmiş davacının taşınmazın aynını talep hakkı saklı kalmak üzere davanın reddine karar verilmiştir; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 15.7.1989 tarihli adı yazılı sözleşme tapulu taşınmazın mülkiyetinin geçirilmesine ilişkin bir sözleşmedir.
Tapulu taşınmazların satışına ve mülkiyetlerinin devrine ilişkin sözleşmeler resmi biçimde düzenlenmedikçe geçerli sayılmazlar. (MK. m. 634, BK. m. 213, Tapu Kanunu m. 26, Noterlik Kanunu m. 60/3) Kanunlarda öngörülen şekil şartı ispat şartı olmayıp geçerlik şartıdır. Bu tip sözleşmeler tarafları bağlamaz ancak geçersiz sözleşmeye dayanarak taraflar verdiklerini sebepsiz iktisap kurallarına göre geri alabilirler. Mahkemece Medeni Kanunun 2. maddesine dayanmak suretiyle davalının sözleşmeyi ifaya hazır olduğuna ilişkin bildirimini esas almış davanın reddine karar vermiştir. Oysa kural olarak bir istemin şekil eksikliğinden kendi yararına sonuç çıkaran kimse hakkını kötüye kullanmış olmaz. Bunun için ayrıca somut olayda şekil eksikliğine dayanmanın dürüstlüğe aykırı sayılmamasını gerektiren hal ve şartların var olması gerekir ve bunu ispat yükü davalı tarafa düşer, inceleme konusu olayda; davacı davalıya gönderdiği ihtarda en geç 10 gün içinde taşınmazın tapusunun kendisine verilmesini bildirmiş davalı tapuyu vermemiştir. O nedenle davalının sözleşmeden kaynaklanan edimini ifa ettiği söylenemez. Bu durumda, şekil eksikliğine dayanmayı iyi niyet kuralına aykırı duruma sokar. Bir ifa işleminde söz konusu olmadığı çok açıktır. Hal böyle olunca, olayda Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanma koşulları bulunmamaktadır.
Az yukarda açıklanan delil ve olgular ile yasal açıklamalar altında davacının geçersiz sözleşme nedeni ile ödediği satış parasını geri isteme hakkı doğduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece delilerin takdirinde ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasında hataya düşülerek yazılı şekilde davanın reddedilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Öte yandan davalının yargılama aşamasında taşınmazın tapuda ferağını vermeye hazır olduğuna dair icabının ifasının sağlanması için önel verilmeden, uyuşmazlığın askıda kalmasına neden olacak şekilde hüküm kurulması da kabul biçimi bakımından isabetsiz olup bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan Yerel Mahkeme kararının açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, 13.04.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy