(743 S. K. m. 2) (2886 S. K. m. 57, 75) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın görev yönünden reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmasız, davacı avukatınca da duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat A. Sökmen ile davalı vekili avukat A. Erten'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, 8.7.1987 tarihinden itibaren iki yıl süreyle Edirne Kapıkule Gümrük hattı giriş ihtiyaç ünitesinde bulunan 6 nolu satış mağazasını kiralayan davalı ile aralarındaki kira sözleşmesinin 7.7.1989 tarihinde son bulması nedeni ile 2886 S. Kanunun 75. maddesi uyarınca tahliyesinin istendiğini idarenin belirleyeceği kira parası karşılığı kiralananı kullanmak amacıyla noterde düzenlediği taahhütnameyi davalının verdiğini, bir yıl yedi günlük kullanım süresi için tahakkuk ettirdikleri 747.400.000 TL. ecrimisil işleminin iptali için davalının idare mahkemesine açtığı dava sonunda davalının kiralananı idarenin izni ile kullandığı benimsenerek işlemin iptaline dair verilen kararın Danıştay tarafından onanarak kesinleştiğini öne sürerek bu defa kira bedeli olarak takdir ettikleri 807.400.000 TL. ndan ödenen 60.000.000 TL. nın indirilmesiyle bakiye 747.400.000 TL. kira alacağının 18.9.1993 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı kira akdinin Devlet İhale Kanunu ve Devlete ait taşınmaz mal satış, Trampa, kiraya verme, mülkiyetin gayri ayni hak tesis; ecrimisil ve tahliye yönetmenliği hükümlerince kurulduğunu o nedenle kira akdinin sona ermesinden sonra yenilenmesinin hukuken mümkün olmadığını, kira parası istenemeyeceği gibi ecrimisil istemine ilişkin talebinin de İdare Mahkemesince iptal edildiğini savunmuş davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; yanlar arasındaki kira akdinin 8.7.1989 tarihinde son bulduğu kira sözleşmesinin 21. maddesinde kararlaştırıldığı şekilde davalı kiracının herhangi bir ihtara da gerek olmaksızın kiralananı 15 gün içinde tahliye etme yükümünde olduğu, Devlet İhale Kanununun 57. maddesince ihaleden sonra sözleşme yapma zorunluluğunun getirildiği; taraflardan birinin buna uymaması halinde sözleşme ilişkisinin kurulmuş sayılamayacağını bu durumda anılan yasanın 75. maddesince kiracının fuzuli şagil sıfatını alacağı o nedenle idarenin kira parası değil ancak ecrimisil talep edebileceği, ecrimisile ilişkin davalara bakmaya da İdari Yargının görevli olduğu kabul edilmiş görev nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm her iki yanca temyiz edilmiştir.
1- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde: Mahkemenin de kabulü altında olduğu şekilde taraflar arasında 2886 sayılı yasa ve ona bağlı Devlete ait taşınmaz mal satış; Trampa, kiraya verme; mülkiyetin gayri ayni hak tesis; ecrimisil ve tahliye yönetmeliklerine uygun akdedilen 8.7.1987 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesine dayalı hukuki ilişkinin 7.7.1989 tarihinde sona erdiği, Ankara 21. Noterliğince 14.11.1989 tarihinde düzenlenen Taahhütnamede davalının aynen Müşterisi bulunduğumuz Kapıkule giriş ünitesinde bulunan gümrüksüz eşya satış mağazamızın kira süresi 8.7.1989 tarihinde sona ermiştir. Yeni kiralama dönemine kadar geçecek süre için dükkanı kullanmak istiyoruz. Bu süre için İdarenin belirleyeceği kirayı ödemeyi kabul ve taahhüt ederiz demek suretiyle çok açık irade beyanında bulunduğu, yine davacı İdarenin bu davada dayanılan bir yıl yedi günlük süreye göre hesapladığı 747.400.000 TL. ecrimisilin salınmasına ilişkin 26.7.1990 gün ve Cilt/Sıra No=1/31; Dosya No 41-45 2219 Sayılı ecrimisil ihbarnamesinin iptali için davalının Edirne İdare Mahkemesine dava açtığı yargılama sonunda 7.5.1991 tarihinde 1990/574 E; 1991/211 K. Sayıyla verilen hükümle İdarenin izni ile kiralananın kullanılması nedeni ile ecrimisil ihbarnamesi düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu kabul edilerek, işlemin iptaline karar verildiği Danıştay Onuncu Dairesince 1991/3851 E. ve 1992/2274 K. sayılı ve 27.5.1992 tarihli ilamı ile hükmün onanıp kesinleştiği görülmüştür. Kaldı ki bu olgular taraflar arasında uyuşmazlık konusu da yapılmamıştır.
Bir davada ileri sürülen maddi olguların hukuki nitelendirmesini yapmak uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak Hakimin doğrudan görevidir. (HUMK. m. 76)
Davacı davasında; az yukarıda açıklanan davalının verdiği Taahhütnameye dayanmaktadır. Bu taahhütnamenin taraflar arasında kira akdinin bitiminden sonraki döneme ilişkin yeni bir özel borç ilişkisini düzenlediği çok açıktır. Farklı bir anlatımla idari tasarrufa dayanan bir işlemin varlığından söz edilemeyeceğinde kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Öte yandan 2886 sayılı yasa ve ona bağlı anılan yönetmenlik hükümlerince kurulmuş bir kira sözleşmesinden sonra taraflar böyle bir özel borç ilişkisine girebilirler. Bunu engelleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. O nedenle anılan Taahhütname davalıyı hukuken bağlar ve buna dayanılarak açılan davanın da Adli Yargıda görülüp sonuçlandırılması gerekir.
Gerçekte de sözü edilen Taahhütname değerlendirilerek uyuşmazlık çözümlenmelidir.
Kaldı ki; davalının kiralananda davacı İdarenin izni ile oturduğunu benimseyip ecrimisil işlemini iptal eden İdare Mahkemesi de bu olguya dayanarak hüküm kurmuştur. Tüm açıklananların aksinin düşünülmesi İdare Mahkemesinin kesin hükmü karşısında kalan davacının haklarının ortadan kaldırılmasına yol açar ve kiralanandan yararlanan davalının da, haksız iktisabını oluşturur. Bu bağlamda davalının düzenlediği taahhütnamenin hukuki yorumu üzerinde durulmalıdır.
Hemen belirtelim ki; Taahhütnamedeki yeni kiralama dönemine kadar geçecek süre için İdarenin belirleyeceği kira bedelini davalının kabul etmesi, olgusu davacıya makul ve normal sınırlar aşılarak bir bedel takdir yetkisi verildiğini ve böylece tahakkuk ettirilecek kullanma karşılığının da davalıca kabul edilip ödemek zorunluluğunda olacağı şeklinde kabul edilemez.
O nedenle davacının ancak kiralananı davalının kullandığı zaman içinde makul ve normal kullanma karşılığını takdir etme yükümü altında olduğunun kabulü kaçınılmazdır. Farklı bir yorum hem taahhütnamedeki davalının gerçek iradesini yansıtmadığını gösterir hem de davacının M.K. 2. maddesindeki objektif iyi niyet kurallarına aykırı bir eyleminin varlığını gündeme getirir.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılacak iş tarafların delil ve karşı delilleri toplanarak davalının bir yıl 7 gün kullanma altında bulundurduğu mağazanın bu kullanma tarihlerinde normal ve makul kullanım karşılığı uzman bilirkişiler aracılığı ile belirlemek hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibarettir.
Açıklanan yönler göz ardı edilerek hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
2- Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Sonuç: Birinci bent gereğince yerel mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bent uyarınca davalının temyiz itirazlarının reddine, 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 16.11.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy