(2886 s. İhale K. m. 75)
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, dava dışı İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında düzenlenen 1.8.1985 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile Tuzla Yalıboyu Caddesi Pafta 40, parsel 516 nolu Çaybahçesi olarak işletmek üzere kiraladığını, sözleşmenin 3. ve 4. maddelerindeki açıklığa dayanarak arsa üzerine binalar yaptığını, sonradan bu yerin mülkiyetini davalı Belediyeye devrettiğini davalı Belediyenin 31.7.1994 tarihinde çektiği ihtarname ile bu yeri tahliye etmesini istediğini, kiralanan arsa üzerine yapılan muzakkaf binalarla 6570 sayılı kanun hükümlerine bağlı bir konuma girdiğini, bu nedenle olayda 2886 sayılı kanunun 75. maddesinin uygulanamayacağını ileri sürerek kiracılığının tespitine ve davalının vaki muarazasının menine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Belediye, taşınmazın 2886 sayılı kanuna bağlı bulunduğunu kira sözleşmesinin 19. maddesinde kiracının sözleşme sonunda kiralananı boşaltmadığı takdirde 2886 sayılı kanunun 75. maddesi hükümlerinin uygulanacağının kararlaştırıldığını savunmuş; Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mülkiyeti başlangıçta İstanbul Büyükşehir Belediyesine ait Çaybahçesinin 1.8.1985 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli sözleşme ile davacıya kiralandığında ve sonradan kiralananın davalı Tuzla Belediyesine devredildiğinde, sözleşmenin tarafları rızasıyla yıldan yıla uzayarak en son 31.8.1994 tarihine kadar devam ettiğinde uyuşmazlık yoktur. Arsa olarak kiraya verilen Çaybahçesi üzerine davacı tarafından kira sözleşmesinin davamı sırasında bina yapıldığı da tarafların kabulündedir. Başlangıçta arsa olması nedeniyle kiralananın 6570 sayılı kanuna tabi olmadığı gerek taraflar ve gerek mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Ne var ki davacı arsa üzerine yapılan binalar nedeniyle kiralananın musakkaf hale geldiğini ve bu nedenle uyuşmazlığa 6570 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini iddia etmektedir. Oysa kira sözleşmesinde kiralananın çaybahçesi olması nedeniyle sonradan bunun üzerine kiracı tarafından musakkaf nitelikte bina yapılmış olsa dahi onun arsa niteliğini değiştiremez. Yargıtayın uzun yıllardan beri süregelen uygulaması da bu yoldadır.
Gerek bilirkişinin raporu ve gerek onu esas alan mahkemenin aksine kabulü bu nedenle itibara şayan görülmemiştir. Bu durumda sözleşmenin Borçlar Kanununun hükümlerine tabi olduğunun kabulü zorunludur. Kaldı ki şartnamenin 19. maddesinde kira süresinin sona ermesi halinde 2886 sayılı kanunun 75. maddesi hükümlerinin uygulanacağı kararlaştırılmıştır.
Böylece davalı belediyenin kira süresinin 31.7.1994 tarihinde sona ermesi nedeniyle tahliye istemesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle isteğin kabul edilmiş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.6.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy