(2464 S. K. mük. m. 44)
Dava: A. Akrilik vs. vekili avukat E. Safsoy ile Belediye Başkanlığı vekili avukat A. Güler aralarındaki dava hakkında Yalova Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 22.12.1994 tarih ve 188-1144 sayılı hükmün Dairenin 1.3.1995 tarih ve 1323-1992 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, davalı Belediyenin hiçbir hizmeti olmamasına karşın, keyfi olarak atık su bedeli tahakkuk ettirdiğini ileri sürerek davacılardan A. Akrilik Kimya Sanayi A.Ş.nin 59.300.000, A. Tekstil Sanayi A.Ş.nin 36.200.000, A. Kimya Sanayi A.Ş.nin 390.000 TL. davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, 3194 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda değişiklik yapılması hakkındaki kanun ile bu kanuna uygun olarak 8.1.1994 tarihinde yayınlanan Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliği hükümleri esas alınarak tahakkuk yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davalı İdarenin davacılara herhangi bir kanalizasyon şebekesi ve fosseptik çukuru hizmeti götürmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiş, Dairemizce A. Kimya Sanayi A.Ş.'ne yönelik temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine, diğer davacıların davalının tahakkuk ettirdiği ücretleri ödemekle yükümlü olduklarından bahisle mahkeme kararı bozulmuş, bu defa davacılar A. Akrilik Kimya Sanayi A.Ş. ile A. Tekstil Sanayi A.Ş. karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
3914 sayılı kanunla, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununa 44. maddeden sonra gelmek üzere mükerreren eklenen Çevre Temizlik Vergisi başlıklı 44. maddenin ilk fıkrasında Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin katı atık toplama ile kanalizasyon hizmetlerinden yararlanan konut, işyeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir 12. fıkrasında ise Belediyeler atık su ile ilgili olarak da, katı atıklarla ilgili tarifede yer alan bina gruplarını topluca veya ayrı ayrı dikkate almak suretiyle ve su tüketim bedelini aşmamak üzere meclislerince belirlenecek miktarda çevre temizlik vergisi alırlar. Atık su ile ilgili çevre temizlik vergisi, su tüketim bedeli ile birlikte tarh ve tahakkuk etmiş sayılır ve bu bedel ile birlikte tahsil edilir. Su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş bulunan belediyelerde ise, atık su bedellerinin tahsiline ilişkin uygulama kendi kanunlarındaki hükümlere tabidir şeklinde yazılıdır. Yine aynı maddenin 15. fıkrasında da bu madde uyarınca tahsil edilen vergiler, çevre temizliği gayesi dışında kullanılamaz. amir hükmüne yer verilmiştir. Anılan maddenin son fıkrası hükmüne dayanılarak Maliye Bakanlığınca 8.1.1994 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğinin Atık su ile ilgili Çevre Temizlik Vergisi başlıklı 9. maddesinde de yasanın 44. maddesinin 12 fıkrasıyla ilgili açıklama yapılırken halen atık su bedeli almakta olan belediyelerce ayrıca bu verginin alınmayacağı belirtilmiştir.
Belirtilen bu yasa ve genelge hükümleri birlikte değerlendirilip yorumlandığında atık su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmemiş ve bu nedenle de atık su bedeli alamayan Belediyelere, su tüketim bedelini aşmamak üzere meclislerince belirlenecek miktarda atık sularla ilgili olarak Çevre Temizlik Vergisi adı altında bir vergiyi tarh, tahakkuk ve tahsil yetkisi verildiği davalı belediyenin de bu yasa ve genelge uyarınca davacılara atık su adıyla su tüketim bedeliyle birlikte davaya konu meblağları tahakkuk ettirdiği anlaşılmaktadır. Davalının tahakkuk ettirdiği bu verginin tespitinde su tüketim bedelini aşmamak üzere belediye meclisince belirlenecek miktarın esas alınması ve su tüketim bedeli ile birlikte tarh, tahakkuk ve tahsil edilecek olması tahakkuk ihbarnamesinde adının atık su olarak açıklanması verginin yasal adıyla çevre temizlik vergisi olma niteliğini değiştirmez. Yasa hükmüne dayalı olarak bir verginin tarh ve tahakkuku da bir idari tasarruftur. Bu konuda verginin mükellefi ile idare arasında uyuşmazlıkların çözüm yeri ise idari yargı yeridir.
Hemen belirtelim ki, 26.11.1991 gün ve 21063 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Uyuşmazlık Mahkemesinin 14.10.1991 tarih, 1991/29-29 sayılı kararı su ve kanalizasyon hizmetleri ayrı bir kanunla düzenlenmiş ve bu kanuna göre tahsil edilmesi gereken su ve atık su bedellerine ilişkin olup bu davadaki uyuşmazlığa uygulama yeri bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca mahkemece, davaya idari yargı yerinde bakılması gerektiğinden bahis ile görevsizlik kararı verilecek yerde uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki mahkeme kararı bu gerekçe ile bozulacak iken zuhulen Dairemiz kararında açıklanan gerekçe ile bozulduğu yeniden yapılan incelemeyle anlaşılmış olmakla davacıların karar düzeltme istemleri bu yönden kabul edilmeli dairemiz bozma kararı kaldırılarak hüküm açıklanan gerekçeyle bozulmalıdır.
2- Bozma nedenine göre davacıların diğer karar düzeltme sebeplerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar A. Akrilik Kimya Sanayi A.Ş. ile A. Tekstil Sanayi A.Ş.nin karar düzeltme istemlerinin kabulüne, Dairemizin 1.3.1995 gün 1995/1323-1992 sayılı bozma kararının kaldırılmasına, temyiz olunan mahkeme kararının belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer karar düzeltme nedenlerinin şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, 15.06.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy