(818 S. K. m. 1, 6) (743 S. K. m. 2)
Dava: Ali vekili ile .............. Hastanesi Genel Müdürlüğü vekili aralarındaki dava hakkında, İstanbul Birinci Asliye Ticaret Mahkemesi'nden verilen 8.6.1994 tarih ve 1471-629 sayılı hükmün, Dairenin 21.2.1995 tarih ve 13181604 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı; gelini, sigortalı olup rahatsızlığı nedeniyle SSK. Okmeydanı Hastanesi'ne kaldırıldığını, ilgili hastanenin hastalığın verdiği donelerin, gereği hastayı davalı ...... Hastanesi'ne sevkettiği, tüm giderlerin SSK. tarafından karşılanması gerektiği halde kendisinden haksız olarak 35 milyon TL.'lık senet aldıklarını öne sürerek, haksız alınan bu senet nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, borç senedinin davacı tarafından kendi arzusu ile verildiği kabul edilmiş, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının temyizi üzerine mahkeme kararı Dairemizce 21.2.1995 tarihinde onanmış, bu defa davacı tarafından verilen dilekçe ile karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Bononun, davacının gelini sigortalı Leyla'nın davalı hastanede tedavi görmesi karşılığı verildiğinde uyuşmazlık yoktur. Davacının gelini davalı hastaneye; 23.5.1993 tarihinde tedavi edilmek üzere SS. Kurumu'nca sevkedildiği yine 25.5.1995 tarihli yazı ile tedaviye ilişkin masrafların ödeneceği, faturasının düzenlenerek gönderilmesinin istendiği ve bu prosedür altında davalıca hastanın kabul edilip tedaviye alındığı, dosyadaki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Belirgin bu durum karşısında hastanın tedavi giderlerinin SS. Kurumu'nca karşılanacağı hususunda, davalı ile SS. Kurumu arasında akdin vücut bulunduğunun kabulü kaçınılmazdır. O nedenle, vücut bulan bu akit çerçevesinde daha önce SSK. ile davalı arasında SSK.'ya tabi hastaların tedavisi için sözleşmenin olmaması hukuken sonuca etkili kabul edilemez. Davalı hastanenin SS. Kurumu ile kurduğu bu akitteki tedaviye ilişkin edimini ifa cümlesinden davalı hastayı hastanesine kabul edip tedaviye almasından sonra bu defa tedavi giderlerini davacıdan talep edip bono alması, objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz ve hukuken üstün görülüp korunamaz. En önemlisi hastanın, hastaneden taburcu edileceği bir zamanda beliren somut olayın özelliği ve hastanın ve davacı hasta sahibinin psikolojik durumu, hayat deneyimleri ve hakkaniyet duyguları altında değerlendirildiğinde, davacının bonoyu düzenlerken muzayaka altında içinde kaldığı sonucuna kavuşması gerekir. Tüm açıklananların ışığı altında davalı, tedavi giderlerini akdi ilişki içine girdiği ve borcu üstlenen akidi SS. Kurumu'ndan isteme olanağına sahip olduğu, davacıdan talep edemeyeceği, borç ilişkisinde davacının serbest iradesinin tezahür etmediği, böylece borcun hukuken doğmadığı kabul edilmeli, davanın kabulüne karar verilmelidir.
Mahkeme kararının açıklanan nedenler altında bozulması gerekirken, yanılma sonucu onandığı karar düzeltme aşamasındaki yapılan incelemede anlaşıldığından, Dairemizin 21.2.1995 gün 1318-1604 sayılı onama kararı kaldırılarak mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle davacının karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 21.2.1995 gün 1318-1604 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.06.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy