(1136 S. K. m. 163, 164)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı Hüseyin Keleş gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı avukat, haksız azil nedeniyle sözleşmelerinde kararlaştırılan 1000 DM ve 75.000.000 TL. vekalet ücreti alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın redine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ücret sözleşmesi geçersiz kabul edilerek tarife hükümleri esas alındığı gerekçesiyle 500.000 TL. maktu ücreti vekaletin davalıdan faiziyle tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Avukatlık ücreti avukatın vekalet hizmetine karşılık olarak avukatla iş sahibi arasında serbestçe kararlaştırılabilir ise de, ücret tarifesindeki asgari miktarın altında kalan bir ücret karşılığında iş ve dava kabulü de ayrıca yasaklanmıştır. (Av. Kanunu md. 163/1, 2, 3) Öte yandan avukatlık ücreti belli bir miktarı da kapsamalıdır. Şu kadar ki hasılı davaya iştirak olmamak, davada gösterilen başarıya göre değişmek ve yüzde yirmi beşini aşmamak kaydıyla dava olunan veya hükmolunan şeyin belli bir yüzdesinin de avukatlık ücreti olarak kararlaştırılması mümkündür. (Av. Kanunu md. 164/1, 2, 3)
Somut olayda 31.7.1991 tarihli "avukatlık ücret sözleşmesi" başlıklı sözleşmede "müvekkil avukata ücret olarak 1000 DM ödeyecek dava kazanıldığında (tapu iptal tescil yada tazminat) ayrıca yetmişbeşmilyon T1. ödeyecektir. Şayet dublex 2 nolu daire değil de sadece 13 nolu daire ile dava kazanılırsa %10 vekalet ücreti ödeyecektir" yazılıdır. Anılan bu sözleşme hükümleri BK.nun 18. maddesi hükmü uyarınca yorumlandığında; dava kazanılsın veya kaybedilsin vekalet hizmetine karşılık avukata 1000 DM vekalet ücretinin ödeneceği, davanın kazanılması halinde ise bu miktara ilaveten ayrıca 75.000.000 TL. işin bir bölümü olan 13 nolu daire ile ilgili dava kazanıldığında ise bu daire değerinin %10 tutarı karşılığının TL. olarak ödeneceğinin taraflarca kabul edildiği anlaşılmaktadır. Bu nitelikteki bir ücret sözleşmesinin geçersiz kabul edilmesi için gerçekten avukatlık yasasının az yukarda değinilen amir hükümlerine aykırılığın kesin olarak saptanması gerekir. Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen 5.9.1991 tarihli asli müdahale dava dilekçesinde ücret sözleşmesine konu her iki daire değerinin 210.000.000 TL. olduğu açıklanmıştır. Açıklanan bu değere taraflarca bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Dava kazanılsın veya kaybedilsin her halükarda ödenmesi kararlaştırılan 1000 DM.ın sözleşme tarihindeki TL. karşılığı, 210.000.000 TL. iş veya dava değeri esas alınarak tarifeye göre hesaplanacak asgari ücretin altında değil ise bunun avukatlık yasasının 163/3. maddesindeki yasaklama kapsamında olduğu söylenemez. Yasada, tarifede yazılı asgari miktarın altında iş ve davanın kabulü yasaklanmış olup, asgari miktar veya bu miktarın üzerinde bir ücretle iş veya davanın kabulünden sonra bu ücrete ilaveten davanın tamamen veya kısmen kazanılması hallerinde belli bir miktarın daha ücret olarak ödenmesinin kararlaştırılmayacağına dair bir hükme yer verilmemiştir. Öyle ise 1000 DM.ın TL. karşılığı, dava değerine göre tarifeye göre hesaplanacak miktarın altında değil ise bu ücrete ilaveten davanın tamamının kazanılması hali için öngörülen 75.000.000 TL. içinde yasaya aykırılık kabul edilemez.
Öyle ise öncelikle 1000 DM. ücretin sözleşme tarihindeki TL. karşılığı yöntemince belirlenmeli, 210.000.000 TL. dava değeri esas alınarak tarifeye göre asgari ücret bulunmalı, böylece belirlenecek miktarlara göre sözleşmenin geçerli olup olmadığı saptanmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece, sözleşme ve yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek ve eksik soruşturma ile yazılı şekilde sözleşmenin geçersiz olduğunun kabul edilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Davacı avukata tevdi edilen iş, açılmış bulunan davaya davalı müvekkili adına asli müdahil olarak katılmaktır. Davacı da asli müdahil olarak davaya katılmış, davalı adına hak talebinde bulunmuştur. Asli müdahale, usul hükümlerine göre asıl davadan ayrı bağımsız bir dava niteliğindedir. Asıl dava konusu hakkın, o davanın davacısı veya davalısına ait olmayıp kendisine ait olduğu ileri sürülmektedir. Somut olaydaki iş ve istek de bu yoldadır. Asli müdahale dilekçesindeki istemin para ile değerlendirilmesi de mümkündür. Parasal değeri de açıklanmıştır. Bu durumda dava değeri esas alınarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre nisbi olarak hesaplanacak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından usul ve kanuna aykırı olup, ayrıca bozma nedenidir.
Sonuç: 1. ve 2. nolu bentlerde açıklanan nedenlerle mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.10.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy