(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne, icra inkar tazminatının reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı vekili, Kuruma ait taşınmazda 26.8.1987 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracı olan davalı aleyhine açılan kira tespit davasının sonuçlandığını ve kesinleştiğini, kira farkı ile gecikme zammının tahsili için icra takibi yapıldığını, takip aşamasında kira farklarının ödendiğini ancak kira farkına ilişkin gecikme zammı alacağına itiraz edildiğini ileri sürerek 5.527.802 TL.nın tahsiline ve itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kira tespit kararının 20.4.1993 tarihinde kesinleştiğini, farkların tahsili için ihtarname gönderilmediğini, alacak yönünden temerrüt durumunun söz konusu olmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Şişli 3. İcra Müdürlüğünün 1993/1494 esas sayılı dosyasında temerrüt faizinin 10.5.1993 tarihinden itibaren başlaması kaydı ile itirazın iptaline karar verilmiştir. Hüküm her iki tarafca da temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Her ne kadar Dairemizin 23.1.1996 gün ve 1995/138 esas 1995/359 karar sayılı bozma ilamında kira tespit farklarından dolayı temerrüt faizi istenebilmesi için kira tespit ilamının kesinleşmesi ile birlikte kiracının da temerrüde düşürülmesine işaret edilmiş ise de sonradan alınan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Bölümü Genel Kurulunun 24.11.1995 gün ve esas 1994/2 karar 1995/2 sayılı kararında, faizin kira tespit kararının kesinleşmesi tarihinden itibaren yürütülmesi gerektiğine karar verilmiş ve bu içtihadın esas hükmü kesinleşmemiş usuli kazanılmış hakları da etkileyeceği kuralından hareketle temyize konu olayda da uygulanması gerektiğinden faizin kira tespit ilamının kesinleşme tarihinden itibaren uygulanması zorunludur. Bozma ilamımızda da açıklandığı üzere kira parası konusu ile ilgili özel şartlar 9. maddesinin olayımızda uygulama olanağı yoktur. O halde Mahkemece bu ilkeler doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak davacı borcunun saptanması ve ortaya çıkacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Birinci bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davacıya iadesine, 27.2.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy