(818 S. K. m. 11, 404)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, davalılarla düzenledikleri Tellallık sözleşmesindeki edimlerini ifa ettiği halde ücretinin verilmediğini öne sürerek 18.000.000 TL. ücretinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmü davacı ve davalılar temyiz etmiştir.
1-Hemen belirtelim ki tellaklık sözleşmesinin tellal ile tellalın hizmetinden yararlanan kişiler arasında karşılıklı hak ve yükümlülükleri içerecek şekilde yazılı düzenlenmesi gerekir. ( BK. md. 404 ) Bu yön sözleşmenin geçerlilik koşuludur ve doğrudan göz önünde tutulması gerekir. Davada dayanılan 18.8.1993 günlü satış vaadi sözleşmesi davalılar arasında aktedilmiş davacı bu sözleşmeye sadece tanık sıfatıyla imza koymuştur. Anılan sözleşmeye bakıldığında B.K. madde 404.ün özüne ve sözüne uygun bağımsız yazılı bir sözleşmenin varlığından söz edilemez. En önemlisi bu sözleşmede davacı Mustafa Güçlüsoy'un tellal olarak karşı tarafa yönelik bir irade bildirimi de bulunmamaktadır. Eş anlatımla sözleşmenin inikadi için zorunlu olan iradelerin birleşme koşulunun vücut bulmadığı çok açıktır. O nedenle az yukarda açıklanan yasal kurallar altında sözleşmede yer alan "her iki taraf ayrı ayrı 9.000.000 TL. komisyon bedelini ayrı ayrı ödeyecektir "şeklindeki sözler ile de davacı ile davalılar arasında hukuken geçerli bir tellallık sözleşmesinin düzenlenmiş olduğuna ilişkin bir sonuca kavuşulması da mümkün değildir.
Aksinin düşünülmesi halinde yasa koyucunun B.K. madde 404 ve ardından gelen maddelerle amaçladığı yasal geçerlilik koşuluyla bu tür ilişkileri disipline etmek amacının ortadan kaldırılmış olacağı kaçınılmazdır. Şu durum karşısında yasanın aradığı anlamda hukuken geçerli ve tarafları bağlayan bir tellallık sözleşmesi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına;
Sonuç: 1. bentte açıklanan nedenler altında mahkeme kararının davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmediğine, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.3.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy