(818 S. K. m. 44, 98)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hüküm süresi içinde davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de çağrı kağıdı gideri ödenmediğinden bu isteğin reddiyle incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı, kira aktini tek taraflı fesh edip tahliye olan kiracı davalıdan bir yıllık kira parasının tahsili için yapılan takibe itirazın iptalini istemiştir.
Davalı, davacı ile anlaşarak akdi fesh ettiğini savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kira sözleşmesinin süresinden önce tek taraflı feshine dayalı, sözleşmede kararlaştırılan bir yıllık kira parasının tahsilini istemiştir. Mahkemece davacı vekilinin 17.11.1995 tarihli oturumdaki beyanına dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Sözü edilen bu beyan dikkatlice incelendiğinde en önemlisi dava dilekçesindeki açıklamalar değerlendirildiğinde davacının kural olarak aktin tek taraflı olarak feshinden dolayı davalının sorumlu olacağını iddia ederek 1 yıllık peşin kira parasının tahsilini istediği görülmektedir. Anılan oturumdaki davacı vekilinin kiralananın boş kaldığı sürenin tespiti ile buna göre uğradığımız zararın tazminini istemiyoruz şeklindeki beyanı, davalının esas itibariyle 1 yıllık kira parasından sorumlu olduğunu belirtmek amacıyla söylendiğini doğrulamaktadır. Diğer bir ifade ile davacının davada daha fazla giderim istediği anlaşılmaktadır. Çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince aynı giderime dayanan bir davada koşullar oluşmadığı takdirde çoğa hükmedilmesi yerine aza karar verilmesi gerekir. Bu durumda Mahkemece davacının bu açıklaması yanlış yorumlanarak yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırıdır, bozma nedenidir. Hal böyle olunca Mahkemece yapılacak iş, davalının akti tek taraflı feshetmesi sonucu B.K.nun 98. maddesi delaletiyle, 44. maddesi uyarınca, davacının zararın artmaması için teşebbüslerde bulunup bulunmadığı ve ne kadar süre içinde aynı koşullarla kiralananı kiraya verebileceği uzman bilirkişi aracılığıyla belirlenmeli, bu süre için davalının sorumluluğu kabul edilip hükmedilmelidir. Ne var ki davalı 17.1.1995 günlü oturumda sözleşmeyi davacı ile anlaşmak suretiyle karşılıklı rıza ile feshettiğine dair davacıya yemin teklif ettiğini bildirmiştir. Az yukarıdaki araştırmalardan önce davalıya bu hakkı hatırlatılmalı, davacı davalının bu savunmasını yemin ile kabul etmediği takdirde, açıklanan yöntemlere göre kira parası tespit edilmeli, aksi takdirde sözleşmenin karşılıklı irade ile feshedildiği kabul edilip dava reddedilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine, 18.3.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy