(818 S. K. m. 101, 264)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat S. Kadayıfcıoğlu gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, kira parasının günün ekonomik koşullarına uyarlanmasına ilişkin ilama istinaden aleyhine yapılan takip ile istenilen 12 ayın kira parasının %64 reeskont faizi 34.136.424 TL. nı ihtirazlı kayıtla ödediğini, ilamın kesinleşmesi tarihinden itibaren temerrüdünün oluşmayacağını öne sürerek iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur, Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı yanca temyiz olunmuştur.
Kira parasının günün ekonomik koşullarına intibakını sağlamak amacıyla uzun süreli sözleşmelere dayanılarak açılan uyarlama davalarında Hakim tarafların iradesi yerine geçerek kira parasını uyarlar. Nitekim kira tespit davalarında da Hakimin görevi bu noktada toplanmaktadır. O nedenle her iki davanın amacı aynı hukuki esasa dayanmaktadır. Kira tespit davaları kısa süreli sözleşmelere, uyarlama davaları ise uzun süreli sözleşmelere ilişkindir. Her iki dava arasındaki farklılık bu noktada toplanmaktadır. Açıklandığı üzere esas amaç Hakim tarafından kira parasının günün ekonomik koşullarına uygun şekilde tespit edilmesinden ibarettir. Hal böyle olunca 1995/2 Esas 1995/2 Karar sayılı, 24.11.1995 tarihli tevhidi içtihat kararının kira parasının uyarlanmasına ilişkin açılan dava sonucunda verilen ve kesinleşen Mahkeme ilamlarına da uygulanması zorunludur. Anılan tevhidi içtihat kararınca kira parasının uyarlanmasına ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren borç muaccel olur ve B.K.nun 101. maddesi uyarınca da ihtara gerek olmaksızın hükmedilen kira parasına faiz işlemeye başlar. Davacının faizden sorumluluğu bu ilamın kesinleşmesi tarihinden itibaren başlar, geriye yönelik davacının bir faiz borcundan söz edilemez. Davacı icra dosyasına ihtirazı kayıt ile ödeme yapmıştır. Mahkemece yukarıda anlatılan hukuki esaslar altında inceleme yapılarak davacının sorumlu olacağı faiz miktarı belirlenmeli, fazla istek söz konusu ise istirdadına karar verilmelidir. Yazılı gerekçe ile davanın reddi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 18.6.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy