(743 S. K. m. 1, 2, 4) (818 S. K. m. 117, 264)
Dava: Taraflar arasındaki kira uyarlaması davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, davalının sahibi bulunduğu gayrimenkulü 1.4.1994 tarihli sözleşme ile 4300 Alman Markı'na kiraladığını, sonradan görülen ve önceden düşünülüp öngörülmesi olanaksız olan aşırı enflasyon ve kira parasının etkileyen sair etkenlerdeki hızlı, yüksek ve sürekli artışlar nedeniyle sözleşmenin katlanılmaz hale geldiğini, edimler arasında büyük dengesizlik sonucu işlem temelinin çöktüğünü öne sürerek yeni hal ve şartlara sözleşmenin uyarlanarak kira parasının 56.000.000 TL. olarak tesbitini istemiştir.
Davalı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Sözleşme Hukukuna egemen olan sözleşmeye bağlılık (Ahde Vefa - Pacta Sund Servanda) ilkesi hukukumuzda da kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, kararlaştırılan edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeniyle değişmiş olsa bile borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.
Gerçekte de, sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik doğruluk, dürüstlük kuralının bir gereği olarak sözleşme hukukunun temel ilkesini oluşturmaktadır. Ancak, bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır.
Sözleşmenin yapıldığında karşılıklı edimler arasında olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki hasıl olur ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif hüsnüniyet (MK. Md. 4, 2) kaidelerine aykırı bir durum yaratır hale gelir. Hukukta bu zıtlık (Clausula Rebüs Sic Stantibus -Beklenmiyen hal şartı- sözleşmenin değişen şartlara uydurulması) ilkesi ile giderilmeye çalışılmaktadır.
Uyarlama isteyen davacı değişen hal ve şartların ortaya çıkmasına kendi kusuru ile sebebiyet vermemelidir. Değişen hal ve şartlar taraflar bakımından önceden öngörülebilir (tahmin) edilebilir veya beklenebilir nitelikte olmamalıdır veya olaylar öngörülebilir nitelikte olmakla beraber bunların sözleşmeye olan etkilerinin kapsam ve biçim bakımından bu derece tahmin edilmemelidir. İlaveten edimler henüz ifa edilmemiş olmalıdır. Davacı değişen hal ve şartlara rağmen edimini ihtirazi kayıt koymaksızın ifa etmişse uyarlama talep edemez. (Doç. Dr. İbrahim Kaplan Hakimin sözleşmeye müdahalesi Ankara-198/Sh. 152.-vd.)
Davada dayanılan kira sözleşmesi 1.4.1994 tarihlidir. Ekonomik tedbirlere ilişkin 5 Nisan 1994 tarihli hükümetçe alınan kararlardan 4 gün önce sözleşmenin düzenlendiği hükümetçe alınan kararlardan yabancı paranın enflasyonist etkenler altında Türk parası karşısında değer artışına ilişkin olgu, sözleşmenin in'ikadı zamanında fiilen hükmünü ve etkilerini sürdürmekte olduğu ve bunun herkesçe çok açık bir şekilde bilindiğinde kuşku ve duraksamaya yer bulunmamaktadır. 5 Nisan Kararları bu fiili durumu hukukileştirmekten başka yeni bir durum getirmemiştir. Davacı tacirdir. O nedenle yabancı paranın Türk parası karşısındaki zaten mevcut olan artmasının sözleşmenin düzenlenmesi sırasında bildiği ve öngörebildiğinin kabulü gerekir. Bu durum karşısında kira parasının uyarlanması için az yukarıda açıklanan koşulların varlığından söz edilemez. Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekir. Mahkemece açıklananlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy