(4077 S. K. m. 1, 2, 3, 4, 22, 23, Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki 4077 Sayılı tüketicinin korunması yasasına aykırılık davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 18.09.1995 tarihinde beden eğitimi derslerinde kullanılmak üzere oğluna davalıdan siperko marka 44. numaralı ayakkabı satın aldığını, hemen iki gün sonra 20.09.1995 tarihinde beden eğitimi dersinde ayakkabının altının açıldığını, davalıya götürdüğünde, davalının yenisi ile değiştirmeyip altını yapıştırıp iade ettiğini, fakat yeniden söküldüğünü, davalıya yine müracaat etmesi üzerine bu defa altının dikişle tutturulduğunu buna rağmen yeniden sökülüp parçalandığını, yenisinin verilmesi veya bedelin iadesi için davalıya başvurduğunda kovulduğunu, Çankırı Sanayi ve Ticaret Müdürlüğüne 10.11.1995 tarihinde yaptığı girişim sonucunda Tüketici Sorunları Hakem Heyeti tarafından ayakkabının aynı marka ve kalitede yenisi ile değiştirilmesine karar verildiğini davalının bu karara da uymadığını öne sürerek ayakkabının aynı model ve kalitede yenisi ile değiştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, ayakkabıyı kendisinin davacıya sattığını iki defa tamir ettiğini savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- 08.03.1995 tarihli resmi gazetede yayınlanan ve 08.09.1995 tarihinde yürürlüğe giren 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un "amaç" başlıklı 1. maddesinde "Bu kanunun amacı, ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin sağlık ve güvenliği ile ekonomik çıkarlarını koruyucu, aydınlatıcı, eğitici, zararlarını tazmin edici, çevresel tehlikelerden korunmasını sağlayıcı önlemleri almak ve tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini özendirmek ve bu konudaki politikaların oluşturulmasında gönüllü örgütlenmeleri teşvik etmeye ilişkin hususları düzenlemektir" sözlerine yer verildikten hemen sonra "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde "Bu kanun, 1. maddede belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü hukuki işlemi kapsar" denilerek anılan yasanın kapsamı belirlenmiş, 3. maddesinde de "Bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan veya tüketen gerçek veya tüzel kişiye tüketici, "Kamu Kurum ve Kuruluşları da dahil olmak üzere tüketiciye mal ve hizmet sunan gerçek veya tüzel kişiye de satıcı" tanımlaması yapılmış "Ayıplı Mal ve Hizmetler" başlıklı 4. maddesinde ise "Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan veya satıcı tarafından vaat edilen veya standardında tespit edilen nitelik veya niceliğe aykırı olan ya da tahsis veya kullanım amacı bakımından değerini veya tüketicinin ondan beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi, hukuki veya ekonomik eksiklikler içeren mal veya hizmetler, ayıplı mal veya ayıplı hizmet olarak açıkça kabul edilmiştir. Yine satılan malın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde; tüketici, malı teslim aldığı tarihten itibaren 15 gün içerisinde bu malları satıcı firmaya geri vererek değiştirilmesini veya ödediği bedelin iadesini veya ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirimini ya da ücretsiz olarak tamirini talep edebilir. Tüketici bu taleplerden herhangi birisini tercihte serbesttir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür...." hükmüne yer verilmiştir. Ayrıca "Tüketici Mahkemeleri" başlıklı 23. maddede "Bu konunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara Tüketici Mahkemelerinde bakılır. Tüketici Mahkemelerinin Yargı Çevresi Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir. Tüketici Mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici Mahkemelerinde görülecek davalar HUMK.nun Yedinci Babı, dördüncü faslı hükümlerine göre yürütülür" şeklinde görev belirlenmesi de düzenlenmiştir.
Aynı yasanın geçici 1. maddesi hükmü uyarınca Yüksek Hakimler ve Savcılar Kurulu 22.6.1995 gün 437 Sayılı Kararı ile, Tüketici Mahkemeleri kuruluncaya kadar, Tüketici Mahkemelerinin görevine giren işlere bakacak Mahkemeleri tespit etmiş ve Adli Teşkilata duyurmuştur.
Somut olay; değerlendirildiğinde az yukarıda açıklanan yasa maddelerinin kapsamı içinde düşünülmesi gereken tüketici davacı ile davalı satıcı arasında ayıplı mal satımından kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunduğunun kabulü kaçınılmazdır. Taraflar arasındaki satış ilişkisinin yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kurulmuş olması nedeniyle uyuşmazlığın Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun Hükümleri çerçevesinde çözümleneceği çok açıktır.
Hal böyle olunca, sözü edilen yasanın 23. maddesi uyarınca davanın Tüketici Mahkemesinde görülmesi gerekir. Görev sorunu Mahkemece doğrudan gözetilmelidir. Çankırı İlinde henüz Tüketici Mahkemesi kurulmadığı için Tüketici Mahkemesi görevi de Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesine tevdi edilmiştir. O nedenle Mahkemece bir ara kararı alınarak Tüketici Mahkemesi sıfatıyle davanın yürütülmesine karar verilmelidir.
2- Tüketici tarafından açılan bu dava her türlü harç ve resimden dolayısıyla Yargı harcından muaf olduğu halde harç alınması da isabetsizdir.
3- 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 22/4 maddesinde "Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerinin vereceği kararlar Tüketici Mahkemelerinde delil olarak ileri sürülebilir" hükmüyle hakem heyetlerinin alacağı kararların taraflar yönünden kuvvetli bir delil oluşturacağının amaçlandığında kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Davacının müracaat ettiği "Çankırı Tüketici Sorunları Hakem Heyeti" taraflar arasındaki soruna ilişkin olarak "Ayakkabının 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 4/2 maddesine göre değiştirilerek aynı marka ve kalitede yenisi ile değiştirilmesine" karar vermiştir. Davacı davasında bu karara delil olarak dayanmıştır. Oysa Davalı davaya usulüne uygun olarak cevap vermediği gibi, davacının dayandığı bu delili hüküm ve kuvvetten düşürecek güçte bir başka delil de sunmamış, dahası Tüketici Sorunları Hakem Heyeti kararı ve eki belgeler kendisine okunduğunda bir diyeceğinin olmadığını da açıkça beyan etmiştir. Bu durumda davacının davasını ispatladığı kabul edilmelidir. Mahkemece davada dayanılan maddi olgulara uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamakta ve delillerin takdirinde hataya düşülerek davanın kabulü yerine reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Öte yandan Tüketici Sorunları Hakem Heyeti Kararının gerçek dayanağını teşkil eden raportör Ömer Erik tarafından 27.11.1995 tarihinde düzenlenen rapor ile Mahkemece görevlendirilen bilirkişi görüşleri arasında çok açık çelişki giderilmeksizin sonuca kavuşulması kabul şekli bakımından bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1, 2 ve 3 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle mahkeme kararının temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 11.06.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy