(2886 S. K. m. 62)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat M. İbrahim Acan ile davacı vekili avukat Gülan Tankut'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, idare, davalı satıcının taahhüdünü yerine getirmemek suretiyle sözleşmesinin feshine neden olduğunu ayni malların farklı bedel ödenerek ikinci bir ihale ile satın alınmasından hazinenin zararının oluştuğunu öne sürerek zarar tutarı 486.500.000 TL.nin fesih tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece 467.845.000 TL.nin 20.4.1994 fesih tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile davalıdan tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1. 2886 sayılı Devlet İhale Yasasının 62. maddesinde müşterinin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü, şartname ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi üzerine idarenin en az 10 gün süreli ve nedenleri açıkça belirtilen ihtarına rağmen ayni durumun devam etmesi halinde idareye sözleşmeyi feshetme ve hesabın genel hükümlere göre tasfiyesini isteme hakkı verilmiştir. Davacı idare anılan bu maddede belirtilen koşulları tam olarak yerine getirmeden sözleşmeyi haklı nedenlerle feshettiğini öne sürerek müşteriden oluşan zararını genel hükümler uyarınca istiyemez.
Somut olayda her ne kadar davacı 31/3/19994 gün ve 337 sayılı ve 1/4/1994 gün 347 sayılı yazılarla davalıya gerekli bildirimin yapılarak süre verildiğini, davalının edimini bu süre içinde de yerine getirmediğini, haklı olarak sözleşmenin feshedildiğini ileri sürmüş ise de davalı bu bildirimlerin kendisine ulaştırılmadığını savunmuş davacı da usulüne uygun olarak davalıya ulaştırıldığını kanıtlayamamıştır. Davacının yasa maddesinde açıklanan ihtar yerine geçecek yazıyı yazıp postaya vermesi yeterli olmayıp, bu yazının muhatabına ulaşmasını sağlama ve bunu kanıtlama yükümlülüğü de vardır. Muhatabına ulaştırılmamış bir ihtarın ihtar olarak kabulü mümkün değildir. O nedenle davacı idarenin davalı ile aralarındaki sözleşmeyi haklı olarak feshettiği haklı fesih nedeniyle oluşan zararını davalıdan talep hakkının doğduğu kabul edilemez. Davacı idare kendi ajanlarının ihmali ile oluşan bir zararı var ise buna sebebiyet veren ayanlarından isteyebilir.
Açıklanan bu durum karşısında mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken gerekmediği halde bilgisine başvurulan bilirkişinin dosya içeriğine iddia ve savunmaya uygun düşmeyen hukuki görüşü benimsenerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
2. Bozma nedenine göre davacının tüm davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: 1. nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA; 2. nolu bentte açıklanan nedenlerce davacının da tüm, davalının diğer temyiz itirazlarını incelenmesine gerek bulunmadığına, 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.10.1996 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy