(6570 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 257)
Dava: Taraflar arasındaki kira tespiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av.H.G. gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı, mülkiyeti kendisine ait U.M.K. Mahallesi, B.Caddesi 2244 numarada kain dükkanını 16.8.1988 başlangıç tarihli sözleşme ile aylığı 10.000.-TL.'den on yıl süreyle davalıya kiraladığını, ancak bunun çok düşük kaldığını ileri sürerek kira parasının uyarlanması suretiyle aylık 12.000.000 liraya çıkartılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini dilemiş; mahkemece aylık kira 7.500.000.-TL.'ya çıkarılmasına karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1.1.1989 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli kira sözleşmesinde aylık kira parası 10.000 lira olarak kabul edilmiş ve tüm kira sözleşmesi süresince herhangi bir artış öngörülmemiştir. Ne var ki on yıllık kira parasının sözleşmenin ilk yedi yılı içinde ve daha açılmadan önce ödendiği de tarafların kabulündedir. Böylece davada kiracının tüm, kira borcunun henüz sözleşme sona ermeden ödediğini ve kira parasından bir borcu kalmadığı da toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Kural olarak hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi egemendir. Ne var ki akit yapıldığı sırada mevcut bulunan şartlar önemli şekilde değişmişse tarafların akitle bağlı olmamaları bu kuralın istisnasını teşkil eder. Buna beklenilmeyen hal şartı denmektedir. Beklenilmeyen hal kuralların uygulanabilmesi için diğer şartların yanında sözleşmedeki edimlerin henüz ifa edilmemiş olması gerekmektedir. Zira bu durumda ifa edenin, yalnızca borcu varlığının değil, aynı zamanda o borcun ifasının kendisinden beklenilebilir olduğunu da onaylanmış sayılacağı da kabul edilmektedir.
Davalının konusu on yıllık kira sözleşmesinde kararlaştırılan kira borcunun tümü yedi yıl içinde ve dava açılmadan önce tamamen ödendiğine göre bu olayda artık sözleşmenin uyarlanması koşullarının varlığından söz edilemez. Mahkemece bu yön gözetilmeden isteğin yazılı şekilde kabul edilmiş olması bozmayı gerektirir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın gösterilen nedenle BOZULMASINA, 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine 26.5.1997 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy