(2762 S. K. m. 27)
Dava: Taraflar arasındaki taviz bedelinin tahsili davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, maliki olduğu Silivri B. Köyü 1532 parsel numaralı taşınmazın tapu kaydında gayri sahih Vakıflardan olan Sultan Beyazıt Veli Hazretleri Vakfı şerhinin bulunduğunu bu vakıf taviz bedeline tabi olmadığı halde davalının talebiyle taviz bedeli ödediğini ileri sürerek, 11.200.000 TL. taviz bedelinin yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, 2762 sayılı yasada değişiklik yapan 4103 sayılı yasa uyarınca türü ne olursa olsun tüm Vakıfların taviz bedeline tabi bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 4103 sayılı yasa uyarınca türüne göre ayırım yapılmaksızın tüm Vakıfların taviz bedeline tabi bulundukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taviz bedeline tabi olan vakıf şerhli taşınmazlar rakabe (çıplak) mülkiyeti vakfa ait sahih vakıflardır. Devlete ait (miri) arazi üzerinde padişah veya onun izin verdiği kişiler tarafından kurulmuş gayrisahih vakıflar taviz bedeline tabi değildir. 17 Şubat 1341 (1925) tarihli ve 552 sayılı Aşarın ilgası ve yerine ikame edilen mahsulatı arazi vergisi hakkındaki kanunla aşar ilga edildiğinden aşarın tahsisi de konusuz kalmış ve böylece bu tahsis kendiliğinden son bulmuş sayılır. Bu durumda yalnızca aşar ve rüsumatın vakfedildiği gayri sahih nitelikteki vakıflar bakımından taviz bedeli anlamsız ve konusuz kaldığı gibi dava konusu yapılmamış olan taşınmaz maliklerin tapu belgelerinde yer alan bu tür vakıf şerhleri dahi kendiliğinden yok hükmünde sayılırlar ve mutasarrıfların tasarruf haklarının kendiliğinden mülkiyete dönüştüğünün kabulü gerekir.
Hal böyle olunca ve yasaların Anayasaya uygun şekilde yorumlanması gereği göz önünde bulundurulduğunda; 4103 sayılı yasanın Vakıflar yasasının 27. maddesini değiştiren hükmünün yürürlüğe girdiği 18.4.1995 tarihinden önce bu mutasarrıfların aşar ve rüsumatın vakfedildiği taşınmazlarda mülkiyet haklarını kazandıklarının ve 4103 sayılı yasanın özellikle kazanılmış hakları ortadan kaldırır nitelikte bir hüküm getirdiğinin kabul edilmesi zorunludur. Boşlukta kalan ve dayanağı olmayan yasanın uygulama olanağından da söz edilemez. Bu bağlamda 4103 sayılı yasanın yalnızca aşar ve rüsumatın vakfedildiği taşınmazlar hakkında (sahih olmayan vakıf) yürürlüğe girdiği 18.4.1995 tarihinden sonra da uygulama alanı bulunmadığı sonucuna kavuşulmuştur.
Somut olayda davacı, tapu kaydındaki vakıf şerhinin sahih olmayan bir vakfa ait bulunduğunu ileri sürmüş, mahkemece vakfın bu niteliği hakkında herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Yukarıda açıklanan yasal durumun ışığı altında mahkemece yapılması gereken iş davaya konu taşınmazın tapu kaydındaki vakıf şerhinde adı geçen Sultan Beyazıt Veli Han Vakfı'nın türünü belirlemek gayri sahih vakıflardan olduğunun tespiti halinde gayri sahih vakıfların taviz bedeline tabi bulunmadıklarını göz önünde bulundurarak davanın kabulüne, aksi halde şimdiki gibi davanın reddine karar vermekten ibarettir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.03.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy