(1580 S. K. m. 15) (1086 S. K. m. 388)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılar avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılar vekili avukat M. Mesut Ç. ile avukat Necdet O. gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı, davalı Belediyeye ait kantarı 17.9.1993 başlangıç tarihli sözleşmeyle kiraladığını, davalıların sözleşmeye rağmen kantarı çalıştırmasına zorla engel olduklarını bu nedenle davaya konu dönemde toplam 2.650.000.000 TL. gelir kaybına uğradığını ileri sürerek bu miktar tazminatın davalılarda müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Mehmet Açıkgöz, davacının kiracısı olduğu kantarın işyeri ruhsatının bulunmadığını, bu nedenle faaliyetten men edildiğini, davacının sözleşmeye de aykırı davrandığını, kira sözleşmesinin bu nedenle feshedildiğini belediye işlemlerinden dolayı belediye başkanlarının şahsi sorumluluklarının da söz konusu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının ruhsat almak için gösterdiği çabaların sonuçsuz kaldığı kira süresi sona ermeden davalılarca sözleşmenin fesh edilmesinin haksız olduğu davacının mahrum kaldığı geliri tazminle yükümlü bulundukları gerekçesiyle davanın kabulüne 2.650.000 TL. tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- 3572 sayılı işyeri açma ve çalışma ruhsatlarına dair kanuna göre belediye sınırları içindeki işyerlerinin belediyeden çalışma ruhsatı almaları zorunlu olup, ruhsata tabi olduğu halde ruhsatsız yapılan faaliyetlerin önlenmesi 1580 sayılı belediye kanununun 15. maddesinin 19.fıkrası hükmüyle belediyelerin görevleri arasında sayılmıştır. Davacının kirası altında bulunan kantarın ruhsatsız olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Bu durumda davalı belediye encümeni tarafından kantarın bu gerekçeyle faaliyetten men edilmiş olması da yasaya aykırılık yoktur. Önceki dönemde kantarın ruhsatsız olarak çalıştırmış ve davalı belediye tarafından kapatma işleminin yapılmamış olması, davacıya ruhsat almadan çalışmaya devam etme hakkını kazandırmayacağı gibi davalı belediyeye de, bu şekilde faaliyet icrasına göz yumma mükellefiyeti yükleyemez. Dosyadaki müracaat formundan davacının ruhsat almak için davalı belediye başkanlığına 1.2.1995 tarihinde başvurmuş olduğu anlaşılmakta ise de, bu başvurma kabulü ya da reddi yolunda bir işlem tesis edildiğine dair dosyada belge bulunmamaktadır. Yasal süresi içinde bu talebin kabul edilmesi suretiyle reddedilmiş sayılması ya da talebin açıkça reddi nedeniyle davacının bu işlemin iptali için idari yargıya başvurduğu da iddia ve ispat edilememiştir. Hal böyle olunca ruhsata tabi bulunduğu halde ruhsatsız olarak kantar çalıştıran davacının davalı Belediye tarafından faaliyetten men edilmesi ve bilahare sözleşmenin feshi nedeniyle tazminat talep edemeyeceğinin kabulü zorunludur. Davanın bu nedenle reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmiş olması usule aykırıdır. Bozma nedenidir.
2- Öte yandan belediye encümen kararlarını ve yasaları uygulamakla görevli bulunan davalı belediye başkanı Mehmet Açıkgöz'ün sorumluluğunu gerektiren eylemlerinin nelerden ibaret olunduğu açıklanmadan, tazminattan sorumlu tutulmuş olması da kabul şekli bakımından usule ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.06.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy