(818 S. K. m. 113)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalılar aleyhine açmış olduğu tazminat dosyasında faiz talep etmediğini, ilk davanın kabulle sonuçlanıp kesinleştiğini öne sürerek kesinleşen 334.000.000 TL.nin haksız fiilin işlendiği 17.5.1993 tarihinden itibaren %65 ticari faiz olan 869.400.000 TL.nin dava tarihinden itibaren %65 faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı yetki itirazında bulunmuş, esastan ise BK. 113. maddesine göre ilamın infazı için yapılan icra takibinde 17.4.1997 tarihinde teminatın paraya çevrilmesi ile borcun sükuta erdiğini davanın ise 30.5.1997 günü açıldığını bildirerek yersiz davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 421.118.334. TL.nin dava tarihinden yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan dava sonunda verilen hüküm icraya konmuş ve davalı tarafından verilen teminat mektubu 17.4.1997 tarihinde paraya çevrilerek borcun tamamı icra dosyasına yatırılmıştır. Davacı bu tarihte paranın tamamının yatırıldığına muttali olmasına rağmen ve herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin 21.600.000 TL.sini aynı gün almıştır. BK.113. maddesi gereğince asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu takdirde feri hakları da sakıt olur. Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz. Olayımızda asıl borç icra dosyasına yatırılmak suretiyle sakıt olmuş ve davalı borcundan kurtulmuş ve davacı da parayı alırken faiz hakkında bir ihtirazi kayıt ileri sürmemiş bulunduğundan artık bu faizleri talep edemez. Davacının kalan alacağını dava tarihi olan 30.5.1997 tarihinden sonra 4.6.1997 günü icradan almış olması sonuca etkili değildir. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Birinci bent gereğince temyiz olunan kararın davalılar yararına (BOZULMASINA), ikinci bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 18.6.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy